Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14719/1741
Browse
13 results
Search Results
Publication Open Access Ürtikeryal dermatit: Altı olgu içeren vaka serisi(2017) Tatlıparmak, Aslı; Aksoy, Berna; Karadayı, A. Nimet; Koç, Erol; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir ÜniversitesiÜrtikeryal dermatit 2006 yılında tanımlanmış, klinik olarak yoğun kaşıntılı, ürtikeryal ekskoriye papüller ve/veya plaklar ya da ürtikeryal ve ekzematöz ekskoriye yamalar şeklinde görülebilen tedavisi zor kliniko-patolojik bir durumdur. Bu yazıda vaka serisi sunulması amaçlanmıştır. Bu çalışmada Ekim 2015 - mayıs 2016 tarihleri arasında histopatolojik olarak ürtikeryal dermatit tanısı almış altı olgu retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Çalışmaya dahil edilen altı olgunun (üç kadın, üç erkek) yaş ortalaması 39,3 yıldı. Hastaların şikayetleri ortalama 5,7 yıldır devam etmekteydi. Lezyonlar en sık alt ekstremiteye yerleşen eritemli ekskoriye papüller ve yamalar şeklindeydi. Tüm olgulara topikal kortikosteroid, antihistaminik ve oral kolşisin tedavisi önerildi. Tüm olgular bu tedaviden belirgin fayda gördü. Ortalama 11,3 ay takip sonunda hastaların şikayetleri özellikle stresle arada hafif tekrarlıyor ve eski tedavilerini bir kaç gün kullanma ile şikayetleri geriliyordu. Ürtikeryal dermatit idyopatik ve muhtemelen oto-enflamatuvar klinikopatolojik bir durumdur. Ürtikeryal dermatit tedavisinde kolşisin ve antihistaminikler semptomları kontrol altına almada etkilidir ancak yine de nüks her zaman beklenebilir.Publication Open Access Tanınız nedir?(2017) Aksoy, Hasan Mete; Aksoy, Berna; Akın, Onat; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Tanımlanmamış KurumCerrahi ve Medikal Uygulama: H.M.A., B.A., Konsept: B.A., Dizayn: B.A., Veri Toplama veya İşleme: O.A., Analiz veya Yorumlama: O.A., B.A., Literatür Arama: B.A., Yazan: B.A., H.M.A. Çıkar Çatışması: Yazarlar bu makale ile ilgili olarak herhangi bir çıkar çatışması bildirmemiştir. Finansal Destek: Çalışmamız için hiçbir kurum ya da kişiden finansal destek alınmamıştırPublication Open Access Topikal lidokainin bilateral otoplasti sütür alınması klinik modelinde ağrıyı azaltmada etkinliğinin değerlendirilmesi(2017) Aksoy, Hasan Mete; Öç, Bahar; Aksoy, Berna; Tanımlanmamış Kurum; Selçuk Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiAmaç: Topikal anestezik maddelerin küçük kutanöz cerrahi girişimler öncesi invazif olmayan yöntemle analjezi sağlamada etkili oldukları gösterilmiştir. Sunulan bu pilot gözlemsel çalışmada topikal lidokain uygulamasının bilateral otoplasti modelinde sütürlerin alınması sırasında hasta ağrısını gidermedeki etkisi araştırılmıştır. Gereç ve Yöntem: Bilateral otoplasti operasyonu yapılan hastaların sütür alınması öncesinde bir kulağa topikal lidokain diğer kulağa saf vazelin uygulanmıştır. Sütür alınması sırasında oluşan ağrıyı karşılaştırmaları istenmiştir.Bulgular: Tüm otoplasti hastaları topikal lidokain uygulamasının saf vazelin ile karşılaştırıldığında sütür alınması sırasında oluşan ağrı hissini azalttığını belirtmişlerdir. Herhangi bir yan etki gelişimi gözlenmemiştir. Sonuç: Erişkin otoplasti sütür alınması modelinin topikal anestezik etkinliğini değerlendirmede etkili bir klinik model olduğu gözlenmiştir. Ayrıca, topikal lidokain pomad kutanöz cerrahi sütür alınması sırasında düşük ağrı eşiği olan hastalarda kullanılmaya uygundur.Publication Open Access Tanınız nedir?(2017) Aksoy, Berna; Eren, Orhan; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiElli beş yaşında erkek olgu dermatoloji polikliniğine sağ kulakta iki haftadır devam eden kızarıklık ve şişlik şikayeti ile başvurdu. Olgunun kulağında ağrı şikayeti mevcuttu ancak kaşıntı ya da akıntısı yoktu. Travma öyküsü yoktu. Hastanın öyküsünde bir aydır devam eden inatçı öksürüğü vardı ve akciğer enfeksiyonu ön tanısı ile çeşitli oral ve intramüsküler antibiyotikler ile tedavi edilmeye çalışılmıştı ancak fayda görmemişti. Öksürüğün başlamasından iki gün sonra sol gözde kızarıklık gelişmişti. Hastanın göz kızarıklığı da topikal siklopentolat ve çeşitli antibiyotik damlalardan fayda görmemişti. Hastanın ayrıca hemorajik nazal akıntısı vardı ve iki hafta önce sinüzit tanısı konulmuştu. Hasta bu şikayeti için de çeşitli antibiyotikler ile tedavi edilmeye çalışılmış ancak hiç fayda görmemişti. Ek olarak hastanın her iki dizinde artraljisi mevcuttu. Özgeçmişinde hipertansiyon ve diyabet mevcuttu, metformin ve gliklazid kullanıyordu. Olgu hiç sigara içmediğini belirtti. Olgunun aile öyküsünde herhangi bir özellik yoktu. Dermatolojik muayenede sağ kulakta eritem, ödem ve hassasiyet mevcuttu (Resim 1). İğne ile aspirasyonda herhangi bir sıvı ya da püy gelmedi. Olgunun ayrıca sol gözünde konjunktival hiperemi mevcuttu (Resim 2). Laboratuvar incelemelerinde beyaz küre sayısı 13200 /µL (artmış nötrofil oranı %71,8 ve azalmış lenfosit oranı %19,5), sedimentasyon 82 mm/saat, C-reaktif protein 72,0 mg/L olarak tespit edilirken ANA, ANCA ve HLA-B27 negatifti. Akciğer grafisinde artmış bronşiyal gölgelenme vardı ve tanısal değildi (Resim 3). Sağ kulaktan yapılan punch biyopsinin histopatolojik incelemesinde subkutan doku ve kıkırdak dokuda lenfosit ağırlıklı enflamatuvar hücre infiltrasyonu izlendiPublication Open Access Melasma or acne: Which one affects life quality of adult patients the more?(2017) Tatlıparmak, Aslı; Aksoy, Berna; Shishehgarkhaneh, Ladan Rastgar; Işık, Merve; Koç, Erol; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiObjectives:Aims: Melasma and acne affect life quality of patients significantly. The aim of this study is to compare Dermatology Life Quality Index (DLQI) scores of adult melasma and acne patients with those of healthy individuals and to investigate which one of these skin disorders affects life quality the morePatients and Methods:Adult patients over the age of 25 years suffering from melasma and acne and healthy individuals who were matched for age and sex were included in this study retrospectively.Results:Median DLQI score was 6 for melasma patients. This score was 4.5 for acne adultorum patients and was 1 for healthy individuals. However the difference between DLQI scores of melasma patients and those of acne adultorum patients was not statistically significant.Conclusion:Any skin disorder involving the face like melasma and acne disturbs external appearance of patients and affect life quality of adult patients adversely.Publication Open Access Beyaz retiküler lezyonlu oral liken planus hastalarını gerçekten tedavi etmemeli miyiz?: Olgu kontrollü pilot çalışma(2018) Aksoy, Berna; Hapa, Fatma Aslı; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıAmaç: Literatürde oral liken planus (OLP) hastalarında ağız sağlığı ile ilişkili yaşam kalitesinin olumsuz yönde etkilendiği daha önce çeşitli çalışmalarda gösterilmiştir, ancak bu çalışmalara sadece semptomatik eroziv ve/veya ülseratif OLP’si olan hastalar dahil edilmiştir. Bu çalışmada eroziv lezyonları olan OLP hastalarının yanı sıra retiküler lezyonları da olan tüm OLP hastaları dahil edilerek yaşam kalitelerinin nasıl etkilendiği ve sağlıklı kişiler ile karşılaştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmaya polikliniğe başvuran ve OLP tanısı konulan hastalar ile yaş ve cinsiyet olarak eşleştirilmiş sağlıklı kontroller alınmıştır. Tüm olguların yaşam kalitelerinin OLP lezyonlarından ne derecede etkilendiği ağız sağlığı ile ilişkili hayat kalite indekslerinden OHIP [Ağız Sağlığı Etki Profili (Oral Health Impact Profile)]-14 kullanılarak araştırılmıştır.Bulgular: Çalışmaya OLP’si olan 40 hasta ve 40 sağlıklı kişi dahil edildi. Hastaların %75’inde sadece retiküler lezyonlar mevcutken %25’inde mikst tipte lezyonlar mevcuttu. OLP lezyonları hastaların yarısında ağrıya neden olmakta ve oral fonksiyonları etkilemekteydi. OLP hastalarında ortanca OHIP-14 total skoru 8,5 iken kontrol grubunda 3’tü ve her iki grup arasındaki fark istatistiksel olarak anlamlıydı. Sadece retiküler lezyonu olan hastalar ile mikst tipte lezyonu olan OLP hastalarının ise OHIP-14 skorları arasında anlamlı farklılık saptanmadı.Sonuç: Bu çalışmada OLP’li hastalarda hayat kalitesinin hem mikst hem de sadece retiküler lezyonları olan hastalarda da etkilenebildiği gösterilmiştir.Publication Open Access Primer skatrisyel alopesinin cerrahi olarak düzeltilmesi: Dokuz hasta ile olan deneyim(2018) Aksoy, Berna; Civaş, Ekrem; Eski, Muhitdin; Aykan, Andaç; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Tanımlanmamış Kurum; Tanımlanmamış KurumAmaç: Stabil primer skatrisyel alopesiyi (PSA) tedavi etmek için primer eksizyon ve saç ekimi ender olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda foliküler ünite ekstraksiyon (FUE) yöntemi popülarite kazanmıştır. Bu çalışmada PSA’da saç ekimi tedavisinin uzun dönemli etkileri ve etkinliğinin araştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Bu çalışmada, 2011-2014 yılları arasında, histopatolojik olarak ispatlanmış ve stabil (en az bir yıl) PSA’sı olan ve FUE saç ekimi yöntemi ile tedavi edilmiş hastalar retrospektif olarak değerlendirilmiştir. Tedavi detayları ve sonuçlarına tıbbi kayıtların incelenmesi sonucu ulaşılmıştır. Hasta memnuniyeti beş noktalı Likert skalası kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Bu çalışmaya ortalama yaşı 41 olan dokuz hasta retrospektif olarak dahil edildi. Ortalama hastalık süresi altı yıl ve ortalama stabil hastalık süresi iki yıl idi. Histopatolojik tanılar liken pilanopilaris (4 olgu), frontal fibrozan alopesi (2 olgu), psödopelad (2 olgu) ve folikülitis dekalvans (1 olgu) idi. Otuz yaş altında olan veya klinik olarak stabil olmayabileceği düşünülen üç olguda test ekim seansları yapıldı. Test ekim seansında aktivasyonu olan bir olguya saç ekimi yapılmadı. Sekiz hastaya FUE tekniği kullanılarak ortanca 1250 greft ekildi. Hastalar işlem sonrası düzenli olarak ortalama 26 ay boyunca takip edildiler. Saç ekimi yapılan sekiz olgudan sadece bir tanesinde, hem alıcı hem de donör alanda, postoperatif ikinci yılda reaktivasyon görüldü. Ekim yapılan yedi olguda herhangi bir reaktivasyon yoktu ve beş tanesi saç ekimi sonucundan çok memnundu.Sonuç: Uygun hasta seçimi ile PSA olgularında yapılacak cerrahi tedavi sonrası uzun dönemli ideal sonuçlar elde edilebilir. Bu seçilmiş PSA hasta grubunda FUE yöntemi ile yapılacak saç ekimi güvenli bir cerrahi tedavi yöntemidir.Publication Open Access The effectiveness of topical scar-reducing therapies administered for scarring due to burns and other causes: A retrospective pilot clinical research(2018) Tatlıparmak, Aslı; Aksoy, Hasan Mete; Aksoy, Berna; Çalıkoğlu, Emel; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Aksaray ÜniversitesiAims: Multiple modalities are used to treat scarring, however, data on the efficacy ofthe topical scar-reducing treatments most frequently used by patients is insufficient.This study aimed to retrospectively determine the effectiveness of topical scar-reducingtreatments and patients’ compliance.Methods: The medical records of patients adimitted for the treatment of scarring wereretrospectively evaluated. Patient satisfaction with the treatment was assessed viatelephone interviews. Each patient also sent recent photographs of their scars. Pre- andpost-treatment photographs were scored according to the Manchester Scar Scale, and interms of vascularity and scar surface area (modified MSS ).Results: The study included 71 patients with a median scar age of 18 days at the timetreatment was initiated. Mean duration of follow-up was 41 months. The prescribedtreatments included onion extract, silicone gel or sheet, and a pressure garment.The patients reported that the treatments were effective, they were satisfied with thetreatments, and the treatments were not excessively difficult to apply. MSS and ModMSSscores decreased significantly following treatment.Conclusions: The prescribed topical scar-reducing treatments effectively improved thecosmetic appearance of the patients’ scars and reduced scar-related symptoms. Theeffectiveness of the topical scar-reducing therapies increased as scar age decreased.Hasan Mete Aksoy,1 Berna Aksoy,2 Aslı Tatlıparmak,2 Emel Çalıkoğlu3Publication Open Access The long-term esthetic results of two surgical methods for treating ingrown toenails(2018) Aksoy, Berna; Bekler, Halil; Aksoy, H. Mete; Hapa, F. Aslı; Bahçeşehir Üniversitesi; Altınbaş Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıAims: Ingrown toenails can be treated using several surgical methods. The long-termesthetic outcome of such treatments is important for the patients, but the physiciansoften neglect it. This study aimed to compare the long-term esthetic results of 2 differentsurgical methods to treat ingrown toenails: lateral foldplasty and lateral matricectomy.Methods: Postoperative photographs of patients’ toes were retrospectivelyevaluated using a visual analog scale (VAS) and seven criteria: general estheticappearance of the great toe, nail plate, proximal periungual fold, medialperiungual fold, lateral periungual fold, toe distal to the nail plate, and scars.Results: Two investigators evaluated the photographs of 16 great toes(8 treated via lateral foldplasty and 8 treated via lateral matricectomy).Both investigators gave significantly higher VAS scores to the photographsof toes treated via lateral foldplasty, indicating better esthetic results.Conclusions: The present findings showed that lateral foldplasty yields better long-termesthetic results than lateral matricectomy. We suggest that surgeons treating ingrowntoenails should choose the lateral foldplasty instead of lateral matricectomy to achievebetter esthetic results.Publication Open Access Erişkin El-Ayak-Ağız Hastalığı: 27 Hastalık Gözlemsel Bir Çalışma(2018) Mutlu, Emine; Hapa, Aslı; Aksoy, Berna; Uyar, Belkız; Manisa Celâl Bayar Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıAmaç: El-ayak-ağız hastalığı (EAAH), genellikle çocuklarda görülen akut enfeksiyöz bir hastalıkolup, tipik olarak el, ayak ve oral kavitede makülopapüler veya veziküler erüpsiyonlarla karakterizedir.Bölgemizde, geçtiğimiz kış ve sonbahar aylarında, kliniğimize başvuran erişkin EAAH tanılı hasta sayısındaartış tespit ettik. EAAH’dan etkilenen erişkin populasyonun artan insidansı nedeni ile bu populasyondahastalık seyrinin ve morfolojik özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmamıza, Ekim 2014-Kasım 2015 tarihleri arasında polikliniğimize başvuran 27 hasta dâhil edildi. Demografik veriler, prodromal belirtiler, şikâyetler, fizik muayene bulguları, benzer belirtileri olan kişilerle temasöyküsü, tedavi yaklaşımları, iyileşme süresi ve sistemik komplikasyonları değerlendirildi. EAAH tanısıhastalık öyküsü ve cilt lezyonlarının tipik görünüm ve dağılımına dayanılarak konuldu. Hastalar semptomatik olarak tedavi edildi. Bulgular: Çalışmaya katılan 27 (19 erkek, sekiz kadın) hastanın ortalama yaşları 28±8,14 yıl idi. En sık görülen prodromal semptom hâlsizlik idi. Makülopapüler deri döküntüsü en sıkgörülen klinik bulguydu. Krut izlenen hastalarda iyileşme zamanı daha uzun ve istatistiksel olarak anlamlıydı. Ülser izlenen hastalarda ortalama yaş anlamlı derecede yüksek saptandı. Hastaların %44(n:12)’ünde benzer döküntüsü olan çocuklarla temas öyküsü mevcuttu. Sonuç: El-ayak-ağız hastalığı içinayırıcı tanıda eritema multiforme, ikinci evre sifiliz, ilaç erüpsiyonu, diğer viral enfeksiyonlar, enfektiftromboemboli ve vaskülit akla gelmelidir. Ülser sıklığının yaş ile orantılı olarak artması hastalığın yaş ilerledikçe deri bulguları açısından daha şiddetli seyredebileceği görüşünü akla getirmektedir. Son yıllaraerişkin EAAH sıklığı giderek artmaktadır. Bu bağlamda bu çalışmada, el ve ayakta döküntüleri ile başvuran erişkin hastalarda EAAH’nin ayırıcı tanıda akılda tutulmasının sağlanması ve klinik özelliklerinin hatırlatılması amaçlanmıştır.
