Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14719/1741
Browse
12 results
Search Results
Publication Open Access Subklinik hipotiroidi: İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu siklusları için önemli mi?(2017) Kars, Bülent; Sofuoğlu, Kenan; Çakır, Seda; Ergin, Rahime Nida; Öztekin, Deniz Can; Çalışkan, Eray; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir ÜniversitesiAmaç: İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) uygulaması sonuçlarının, uygulanan subklinik hipotiroidi bulunan kadınlar ile ötiroid olan olgularda karşılaştırılmasıdır. Gereç ve Yöntemler: Retrospektif olgu-kontrol çalışması olarak araştırıldı. Uygulanan 2529 ICSI siklusu içinden hipotiroidisi olan 41 kadın, hipertiroidisi olan 28 kadın ve subklinik hipertiroidisi olan 128 kadın dışlandı, sonuçta 2336 siklus değerlendirildi. Tiroid stimüle edici hormon düzeyi >4,5 mU/L ve serbest T4 düzeyi normal olan kadınlar subklinik hipotiroidi (olgu grubu, n=105) olarak değerlendirildi ve ötiroid kadınlar (kontrol grubu, n=2231) ile karşılaştırıldı. Bulgular: Subklinik hipotiroidi olgularının ortalama yaş, vücut-kitle indeksi ve 3. gün folikül uyarıcı hormon değerleri kontrol grubu ile benzerdi (p>0,5). Siklus iptal oranları da istatistiksel olarak benzerdi (%13,3'e %7,6, p=0,1). Subklinik hipotiroidi olgularında kontrol grubuna göre klinik gebelik oranı istatistiksel anlamlı olarak daha düşüktü (olgu grubu %21,2 ve kontrollerde %35,8 p=0,04). Sağlıklı bebek doğum oranı da subklinik hipotiroidi olgularında kontrol grubuna göre istatistiksel anlamlı olarak daha düşüktü (sırasıyla %13,5'e %31,4, p=0,01). Sonuç: Hem klinik gebelik oranı hem de sağlıklı bebek doğum oranı ICSI uygulanan subklinik hipotiroidi kadınlarda daha düşük olarak saptanmıştır.Publication Open Access Nukhal Fold Nomogramı, Kalp ve Santral Sinir Sis- tem Hastalıkları ile İlişkisi(2017) Bender, Rukiye Ada; Çalışkan, Eray; Doğan, Ozan; Başbuğ, Alper; Ellibeş Kaya, Aşkı; Akar, Bertan; İstinye Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Düzce Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; İstinye ÜniversitesiAmaç: Nukhal fold kalınlığı birinci trimesterda ölçülen ense saydamlığının ikinci trimesterda devamı niteliğindedir. Özellikle anormal karyotip olan vakalar dâhil edilirse bazı sistemik hastalıklarla ilişkisi ve detaylı ultrasound için bir uyarı niteliği taşıması açısından önemlidir. Yöntem: Çalışmamız 2011-2017 yılları arasında Kocaeli Medikal Park hastanesinde takipleri yapılmış 16-24 haftalar arasındaki 1625 tekil normal karyotipli gebelerden oluşmaktadır. Gebelerin detaylı ultrasonografileri yapıldı. Her hafta için %5, %50, %95 percentil nukhal fold kalınlıkları hesaplanarak nukhal fold nomogramı oluşturuldu. Bulgular: Gebelik yaşı ile nukhal fold kalınlığı arasında pozitif korelasyon tespit edildi (p: 0,001, r:0,18). Tüm hastalar içinde 50 fetusta kardiak hastalık, 32 fetusta santral sinir sistemi patolojisi saptandı. Nukhal fold kalınlığı ile kardiovasküler hastalık arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p= 0.98 and p<0.05). Nukhal fold kalınlığı ile santral sinir sistemi hastalıkları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmadı (p=0.55 and p<0.05).Sonuç: Normal karyotipli fetuslarda nukhal fold kalınlığındaki artış, fetal kalp ve santral sinir sistemi hastalıkları ile artış göstermemektedirPublication Open Access Gebelerde Bakteriyel Vajinozisin Oral ve Oral + Vajinal Tedavisinin Gebelik Komplikasyonları Üzerine Etkisi(2017) Bender, Rukiye Ada; Çalışkan, Eray; Başbuğ, Alper; Ellibeş Kaya, Aşkı; Özcan, Canan; Akar, Bertan; Çalışkan, Şeyda; İstinye Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; İstinye Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıAmaç: Bakteriyel Vaginosis (BV), anormal vajinal flora ile karakterize, iyi bilinen bir hastalıktır. Preterm doğum için önemli bir risk faktörüdür. Amacımız BV'si olan gebelerde preterm doğum riskini azaltmada hangi tedavi seçeneğinin daha iyi olduğunu bulmaktı.Materyal ve Metod: Bu prospektif çalışmada 24-28. Gebelik haftalarında antenatal polikliniğimize vajinal akıntı şikâyeti ile başvuran toplam 60 gebe kadını değerlendirdik. 60 hastanın 25'i nitroimidazol + mikonazol nitrat intravajinal, diğer hastalara ise oral imidazol + vajinal mikonazol ile tedavi edildi.Bulgular: Tedavi seçenekleri arasında servikal uzunluk, preterm doğum riski ve PPROM arasında anlamlı bir farklılık bulunmadığını saptadık.Sonuç: Gebeliğin erken dönemlerinde saptanan BV'nin tedavisi, gebelik sonuclarını olumlu yönde etkileyebilir. Nitroimidazolidin oral veya vajinal kullanımı BV'nin tedavisinde etkilidir. Vaginal veya oral kullanım ile elde edilen fayda benzerdirPublication Open Access İntrapartum Fetal Kafa Derisi Laktat Seviyesinin Fetus ve Yenidoğan Sonuçlarını Öngörmedeki Yeri(2017) Yücesoy, Gülseren; Çakır, Pınar; Çalışkan, Eray; Çakır, Özgür; Kocaeli Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir Üniversitesi; Kocaeli ÜniversitesiGİRİŞ ve AMAÇ: Perinatal hipoksik stres, yenidoğanda mortalite, morbidite ve nörolojik sekellerin gelişiminde en önemli etyolojik faktörüdür. Yenidoğan hipoksisi her yıl 130 milyon doğumun 4 milyonunda görülmekte ve bir milyon yenidoğan asfiksi ya da ciddi sekeller sonucunda ölmektedir. İntrapartum fetal izlem yönetim yöntemleri fetal pulse oksimetre ve eksternal kalp atım oranlarını içermektedir. Bu testlerin bazı avantaj ve dezavantajları vardır ve bu metodlardan hiçbirisi yüksek duyarlılık ve özgüllük oranına sahip değildir. Çalışmamızın amacı intrapartum fetal skalp laktat seviyesinin ölçülerek fetal ve yenidoğan mortalite ve morbidite oranlarını öngörmedeki yerinin analiz edilmesidir. YÖNTEM ve GEREÇLER: Çalışmaya 95 gebe dahil edilmiştir. Hastalar misoprostol ile indüklenmiş olup eksternal fetal kalp atım hızı, fetal pulse oksimetre ve fetal skalp kan laktat seviyeleri takip edilmiştir. Umblikal arteriel kan oksijen testi ölçülerek kaydedilmiştir. TARTIŞMA ve SONUÇ: Fetal skalp laktat izlemi, sadece anlık laktat seviyesini yansıtan invaziv bir yöntem olduğu için, tekrarlama ihtiyacı ve hipoksik fetus için zaman kaybı anlamına gelen zaman ve emek ihtiyacı, klinikte yer almasının zor nedenlerinden biridir Uygulama. Fetal skalp laktat izleminin klinikte yer almasının güç olmasınınsebepleri, anlık laktat seviyesini yansıtan invaziv bir yöntem olması, tekrarlama ihtiyacı ve hipoksik fetus için vakit kaybı anlamına gelen zaman ve emek ihtiyaçlarıdır. Bu yöntemin rutin pratikte kullanılması daha pratik ve noninvaziv teknolojik yöntemler geliştirilene kadar pek olası değildir.Publication Open Access Lateral Ventrikül Boyutundaki Artış İle Fetal Merkezi Sinir Sistemi Anormallikleri Arasındaki Korelasyon(2017) Bender, Rukiye Ada; Gümüştaş, Gökhan; Çalışkan, Eray; Doğan, Ozan; Özcan, Canan; Akar, Bertan; İstinye Üniversitesi; İstinye Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Tanımlanmamış Kurum; T.C. Sağlık Bakanlığı; İstinye ÜniversitesiGiriş: Rutin anomali taraması sırasında lateral serebral ventriküllerin genişliğinin ultrasonla değerlendirilmesi önerilmektedir. Bu çalışmada 16-28 gebelik haftasında lateral ventrikül boyutları ile merkezi sinir sistemi (MSS) anormallikleri arasındaki ilişkinin saptanması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu retropektif çalışmaya 2015-2016 yılları arasında kliniğimize ileri tetkik için başvuran 16-28 gebelik haftasındaki 1875 kadın dahil edildi. Fetal lateral ventriküller koroid pleksus glomus seviyesinde bilateral olarak ölçüldü. Ventriküllerin genişliği gestasyonel yaş, anne yaşı ve MSS anomalilerinin varlığı ile karşılaştırıldı. Ventriküler asimetrisite, izolasyon ve diğer ultrasonografik anomalilerle olan ilişki de analiz edildi. Bulgular: Anne yaşı, gestasyonel yaş ve fetal cinsiyet ile MSS anomalileri ve ventrikül genişliği arasında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmadı. (p>0.05). MSS anomalilerinin varlığı ile lateral ventrikülün büyüklüğü arasında kuvvetli bir ilişki saptandı (p<0.001). ROC eğrisi analizinde MSS anomalilerini saptamada anlamlı sağ ve sol ventrikül genişliğinin cut-off değerleri sırasıyla 9,25 mm (sensitivite % 61 ve spesifite % 98,7) ve 9,15 mm (sensitivite % 68,3 ve spesifite % 97,4) bulundu. Ventrikülomegali olan olguların %37.5'inde(n=15) izole ventrikülomegali ve %42,5'ünde(n=17) asimetrik ventrikülomegali saptandı. Tüm vakaların %2,1'inde(n=41) MSS anomalileri ile birlikte diğer ultrasonografik anormallikler saptandı. Sonuç: Ventrikülomegali MSS anomalileri için prognostik bir gösterge olabilir. Gebelik takibi sırasındaki kontrol muayenelerde her iki lateral serebral ventrikül genişliği de ölçülmelidir. Lateral ventrikül büyüklüğü cut-off değerinin belirlenmesi için ileri araştırmalara postpartum dönemi de dahil edilmelidir.Publication Open Access Mikro Besin Takviyesinin Maternal–Fetal Sonuçlara Etkisi: D vitamini, Kalsiyum ve Magnezyum(2018) Pulatoğlu, Çiğdem; Doğan, Ozan; Çalışkan, Eray; Başbuğ, Alper; Ellibeş Kaya, Aşkı; Akar, Bertan; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; İstinye ÜniversitesiAmaç: Fetal ve maternal sağlığa olumlu etkileri olması nedeniyle gebelik döneminde artan ihtiyaçla orantılı olarak vitamin ve mineral desteğine ihtiyaç vardır. Bu çalışmada mikro besin takviyesi olarak D vitamini, Kalsiyum (Ca) ve Magnezyum (Mg) desteği alan gebelerin postnatal sonuçlarını ve gebelik komplikasyonlarını araştırmak amaçlandı.Gereçler ve Yöntem: Yapılan bu prospektif, longitudinal ve kalitatif çalışmaya Ocak 2016 ve Ocak 2018 tarihleri arasında 18-40 yaş arası toplam 2114 hasta dahil edilmiştir.Bulgular: Maternal yaş aralığı tüm hasta grupları için 28.11 ± 6.12‘ dir. Multivitamin kullanan grubun yaş ortalaması D vitamini grubuna göre daha düşük saptandı(p= 0.001). Yalnızca Mg ve D vitamini kullanan grupta yüksek lisans seviyesinde eğitim görenler daha fazlaydı(p=0.001). Mg, Ca, D vitamini ve multivitamin kullananımı ile gebelik komplikasyonları arasında anlamlı ilişki bulunamadı. Multivitamin kullanan gebelerde LGA daha fazla görüldü(p=0.038). İlk gebelik yaşı Ca ve mulivitamin kullanan grupta Mg ve D vitamini kullanan gruba göre daha düşük bulunmuştur(p=0.001).Sonuç: Annenin sağlıklı bir gebelik geçirmesi, maternal komplikasyonlardan korunması, fetusun büyüme ve gelişmesi için annenin düzenli beslenmesinin yanı sıra vitamin ve mineral takviyesi önemlidir. Bu takviyelerin literatürde gösterilmiş olan yararlarını desteklemek ve rutin kullanımda yer vermek için daha çok prospektif çalışmaya ihtiyaç vardır.Publication Open Access İnfertilite nedenli sosyal dışlanma ve aile tutumu(2018) Polat Işık, Aslıhan Özlem; Öztekin, Deniz; Kars, Bülent; Sofuoğlu, Kenan; Ergin, Rahime Nida; Çalışkan, Eray; Kocaeli Üniversitesi; Tanımlanmamış Kurum; Tanımlanmamış Kurum; Tanımlanmamış Kurum; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiAmaç: İnfertilite kliniğine başvuran çiftlerde algılanan sosyal dışlanma, aile tutum ve cinsellik algısının saptanması amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: 2014 ve 2015 yılları arasında infertilite kliniklerine başvuran infertil çiftlerden, infertilite ile ilişkili sosyal dışlanma, ailelerinin tutumu ve cinsellik algıları ile ilgili sorular içeren değerlendirme formalarını doldurmaları istendi. İnfertil çiftlerden çalışmaya katılmayı kabul eden her bireye değerlendirme formu verildi. İnfertilite ile ilişkili parametreler, demografi bilgileri ve soru formlarından elde edilen skorları değerlendirildi. Bulgular: Toplamda 598 infertil kişi çalışma içerisinde yer aldı, katılan bu kişilerin %58’i 177 çifti temsil etmekte idi. Primer infertilite %98,3 olup evlilik ve infertilite süreleri sırası ile 9,81±5,58 ve 9,76±5,53 yıl idi. Sosyal dışlanma algısı %38’inde (p<0,001) mevcut olup bu algı kadın partnerlerde daha belirgin idi (p=0,013). İnfertil kişilerin %15’i kendisinin toplumda izole edilmiş ve toplum içinde değer kaybettiğini ifade etmekte idi (p<0,001). Ancak, infertil kişilerin %60’ı bebekten sonra toplumda saygın bir yer edineceğini düşünmekte idi (p<0,001). İnfertil kişilerin sadece %13’ü infertiliteyi boşanma nedeni olarak kabul etmekte idi (p<0,001). Büyük çoğunluğu infertil kadın veya erkeğin cinsel cazibesini kaybetmeyeceği görüşündeydi (%86, p<0,001). Sonuç: İnfertilitenin sosyal dışlanma, aile tutumu ve cinsellik algısı açısından belirgin olumsuz etkileri olabilmektedir.Publication Open Access Kadınlara göre G-spot var mı? G-spotun seksüel fonksiyonlar ve genital algı ile ilişkisi(2018) Çalışkan, Eray; Ellibeş Kaya, Aşkı; Bahçeşehir Üniversitesi; Düzce ÜniversitesiAmaç: Bu çalışmanın amacı, sağlıklı kadınlara göre G-spot’un varlığını sorgulamak ve cevapların seksüel fonksiyonlar ve genital algı ile ilişkisini belirlemektir. Gereç ve Yöntemler: Cinsel aktif 18-54 yaş aralığında sağlıklı poliklinik hastalarının, “G-spot var mı?” sorusuna verdikleri yanıtlarına göre grup 1 (katılmıyorum, n=90, %29,1), grup 2 (kararsızım/bilmiyorum, n=61, %19,7), grup 3 (katılıyorum, n=158, %51,1) şeklinde üç gruba ayrıldı (n=309). Hastalara FSFI (Kadın Cinsel İşlev ölçeği) ve FGSIS (Kadın Genital Algı ölçeği) uygulandı. Bulgular: Hastaların yarısı G-Spot’un var olduğunu belirtti (%51,1, n=151). Vücut kitle indeksi, parite, evlilik durumu, partner sayısı, seksüel yönelim bakımından G-spot grupları arasında istatistiksel anlamlı fark saptanmadı (p=0,41, p=0,06, p=0,12, p=0,19, p=0,25). Lise ve daha az eğitimi olan katılımcılar daha yüksek oranda G-spot yoktur derken, üniversite ve üzerinde eğitim alan katılımcılarda, G-spot vardır diyenler anlamlı olarak fazlaydı (p≤0,001). Grup 3’teki kadınlarla kıyaslandığında, grup 1’de FSFI’ya göre cinsel işlev bozukluğu sıklığı daha yüksekti (%67,8, %45,6, p=0,002), FSFI orgazm alt grup skoru ve FGSIS toplam skorları grup 3’te grup 1’e kıyasla anlamlı olarak daha yüksekti (sırasıyla, p<0,001, p=0,041). Sonuç: Türk popülasyonundaki sağlıklı yetişkin kadınların yarısı G-spot varlığına inanmaktadır. Bu kadınların cinsel işlev ve genital algı skorları daha fazla bulunmuştur.Publication Open Access Relationship between adnexal mass and endometrial thickness in postmenopausal period(2018) Pulatoğlu, Çiğdem; Çalışkan, Eray; Doğan, Ozan; Başbuğ, Alper; Ellibeş Kaya, Aşkı; Yassa, Murat; Tanımlanmamış Kurum; Bahçeşehir Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; Düzce Üniversitesi; Sağlık Bilimleri ÜniversitesiEndometrial cancer is the most common gynecological cancer. Increased postmenopausal endometrial thickness may be an indicator of endometrial cancer. Transvaginal ultrasound (TV-USG) is the primary imaging method for evaluating endometrial thickness in the postmenopausal period. The aim was to employ transvaginal ultrasonography in the evaluation of adnexal masses synchronously seen in postmenopausal women with increased endometrial thickness. The work was designed as a retrospective study. The medical records of 155 patients evaluated for increased postmenopausal endometrial thickness were examined. Ultrasonography had been performed on the women in the study for routine follow-up, postmenopausal hemorrhage, pelvic pain, pelvic mass on examination and family history of gynecological cancer. All patients had undergone endometrial evaluation with fractional dilatation and curettage (D & C) or pipelle endometrial sampling. Histopathological diagnosis was based on endometrial sampling results. Adnexal mass was present simultaneously in 17.4% (n = 27) of the women included in the study, while 82.6% (n = 128) had no gynecological pathology other than increased endometrial thickness. The endometrial thickness in the women with postmenopausal adnexal masses was greater than in those without adnexal mass (11.7 mm vs. 7.8 mm, p = 0.009). Non-atypical and atypical endometrial hyperplasia was more frequent in the group with postmenopausal adnexal mass (11.1% vs. 2.8%, 11.1% vs. 3.79, p = 0.03, p = 0.04, respectively). Final histopathological evaluation of patients operated on for adnexal masses revealed tubo-ovarian abscess in 1.9% (n = 1), benign ovarian tumor in 25.9% (n = 7) and malignant ovarian tumor in 11.1% (n = 3) of the patients. In postmenopausal women, adnexal masses can be seen simultaneously with increased endometrial thickness. In this regard, transvaginal ultrasound offers important opportunities for evaluation of both the endometrium and adnexa. Pre-surgery transvaginal ultrasound as well as multivariate serum markers may be used in evaluation models.Publication Open Access Feasibility of Basket Technique Compared to the Office Hysteroscopy to Treat Endometrial Polyps in Patients Undergoing In Vitro Fertilization(2018) Çakıroğlu, Yiğit; Zeteroğlu, Şahin; Çalışkan, Eray; Doğan, Ozan; Başbuğ, Alper; Ellibeş Kaya, Aşkı; Kocaeli Üniversitesi; Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; Düzce Üniversitesi; Düzce ÜniversitesiObjective: The authors aim to compare the results of office hysteroscopic basketpolypectomy with operative hysteroscopy in endometrial polyps detected prior to in vitro fertilization(IVF). Material and Methods: Infertile patients, who underwent polypectomy before treatment,were analyzed retrospectively. Patients who underwent basket polypectomy as officehysteroscopy (Group 1, n=55) and hysteroscopic polypectomy (Group 2, n=49) were included inthe study. Demographic data, operation time, success rates, and pregnancy rates after operationwere compared between the two groups. Results: The mean operating time for Group 1 was 14.98±3.67 min, while that for Group 2 was 18.84±3.30 min (p=0.001). The success rates between thegroups were similar (96.3% vs. 100%, p=0.652), without any major complications. Further, the biochemical(52.7% vs. 48.9%, OR 1.19, 95% CI: 0.55-2.59, p=0.696), clinical (43.6% vs. 40.8%, OR1.16, 95% CI: 0.52-2.59, p=0.712), ongoing pregnancy (38.1% vs. 34.6%, OR 1.21, 95% CI: 0.52-2.81, p=0.647), live births (34.5% vs. 28.6%, OR 1.3116, 95% CI:0.57-3.03, p=0.514), early spontaneousmiscarriage (5.5% vs. 6.1, OR 0.88, 95% CI: 0.17-4.60, p=0.884) and spontaneous pregnancy(5.5 vs. 4.1, OR 0.745,%95 CI: 0.21-8.4, p=0.745) rates after polypectomy were observed to be similarin both the groups. Conclusion: Hysteroscopic basket polypectomy was not inferior to operativehysteroscopy regarding success rates and was found to be superior in terms of operating timein patients planning in vitro fertilization
