Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14719/1741
Browse
177 results
Search Results
Publication Metadata only Türkiye’de cep telefonu, melankoli ve teknoloji(2010) Burçe ÇELİK; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİÖzet: Bu makale, cep telefonunun bugünün Türkiyesi'nde neden ve nasıl popülarite kazandığı ve hatta bir kolektif bağımlılık nesnesi haline geldiği sorusuna cevap üretme çabasındadır. Türkiye'de cep telefonu değişimin aracı olarak idealize edilmiş ve imgeler dünyasında melankoli ile örülmüş toplumsal yapının farklı deneyimi için yeni imkânlar yaratabilecek bir teknoloji olarak kurgulanabilmiştir. Yürütmüş olduğum etnog-rafik çalışmalar ve medya araştırmaları ışığında, bu çalışma, en aşırı hayalî uçta, bireylerin ve kolektiflerin hareketini, davranışını ve hissiyatını belirleyen tarihsel ve kolektif melankolinin içsel olduğu mevcut toplumsal yapıyı ürettiği 'yeni' kendilik hikayeleriyle sarsabilecek bir şeymiş gibi hayal edilen cep telefonu teknolojisinin analizini sunar.Publication Metadata only Bilgi ve iletişim teknolojileri kullanımının, ilköğretim öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algılarına etkisi(2010) ŞİRİN KARADENİZ ORAN; RAZİYE DEMİRALAY; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ; AKDENİZ ÜNİVERSİTESİBu araştırmanın amacı, ilköğretim öğretmen adaylarının bilgi ve iletişim teknolojilerini (BİT) kullanımları açısından bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algılarının karşılaştırmalı olarak incelenmesi ve değerlendirilmesidir. Araştırmanın modeli, iki ya da daha çok sayıda değişkenin aralarındaki ilişkileri belirlemeyi sağlayan ilişkisel tarama modelidir. Araştırma verileri, Atatürk, Ondokuz Mayıs, Marmara, Gazi ve Dokuz Eylül Üniversitelerinin Eğitim Fakültelerinde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri (BÖTE), Fen Bilgisi, İngilizce, İlköğretim Matematik, Sınıf, Sosyal Bilgiler ve Türkçe Eğitimi Bölümlerinin son sınıfl arında öğrenim görmekte olan 1801 öğretmen adayından BİT kullanım anketi ve Bilgi Okuryazarlığı Öz-yeterlik Algısı Ölçeği (BOÖAÖ) kullanılarak toplanmıştır. Ankette sırasıyla öğretmen adaylarının kişisel bilgileri ile BİT kullanımlarına, ölçekte ise bilgi arama, kullanma ve üretme gibi konularında algıladıkları yeterlilik düzeylerine ilişkin sorular yer almaktadır. Elde edilen verilerin analizinde yüzde, frekans, aritmetik ortalama ve tek faktörlü ANOVA kullanılmıştır. Varyans analizlerinde p<.01 düzeyinde anlamlı çıkan sonuçlar için Scheffe testi kullanılarak, farklılığın hangi gruplardan kaynaklandığı belirlenmiştir. Araştırma sonucunda, öğretmen adaylarının çoğunluğunun BİT’i sıklıkla ve en az orta düzeyde kullandıkları, BİT’e farklı yerlerden eriştikleri ve bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algılarının yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğretmen adaylarının bilgi okuryazarlığı öz-yeterlik algılarının, bilgisayarı ve interneti kullanma deneyimlerine, beceri düzeylerine, sıklıklarına, bilgisayara erişim koşullarına göre anlamlı farklılıklar gösterdiği bulunmuştur.Publication Metadata only Using covariates for improving the minimum redundancy maximum relevance feature selection method(2010) Nizamettin AYDIN; Fikret GÜRGEN; Olcay KURŞUN; Oleg FAVOROV; C. Okan ŞAKAR; YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ; BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ; İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ; Yabancı Kurumlar; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİMaximizing the joint dependency with a minimum size of variables is generally the main task of feature selection. For obtaining a minimal subset, while trying to maximize the joint dependency with the target variable, the redundancy among selected variables must be reduced to a minimum. In this paper, we propose a method based on recently popular minimum Redundancy-Maximum Relevance (mRMR) criterion. The experimental results show that instead of feeding the features themselves into mRMR, feeding the covariates improves the feature selection capability and provides more expressive variable subsets.Publication Metadata only Kurumdan ayrılma niyetini etkileyen unsurlar: İşe bağlılık ve kurumla özdeşleşme(2010) Füsun BULUTLAR; Ela ÖZ ÜNLER; YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİÇalışmamızın amacı, işe bağlılık ve kurumla özdeşleşmenin kurumdan ayrılma niyeti üzerinde ne oranda farklı etkileri olduğunu araştırmaktır. Bunun yanında, kurumla özdeşleşmenin işe bağlılık ve kurumdan ayrılma niyeti arasındaki ilişkide şartlı değişken olarak rol alıp almadığını anlamaya çalışmaktır. Yapılan anket çalışmasına toplam 271 hizmet çalışanı katılmıştır. Araştırmanın sonucunda, kurumla özdeşleşmenin kurumdan ayrılma niyeti üzerindeki etkisinin işe bağlılığa göre daha yüksek olduğu bulunurken, özdeşleşmenin şartlı değişken olarak rol almadığı anlaşılmıştır.Publication Metadata only İpoteğin ilamlı takip yoluyla paraya çevrilmesi(2010) öz Secer; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİRehin, hak sahibine başkasına ait bir mal veya hakkın paraya çevrilmesi yoluyla elde edilen tutardan alacağını elde etme yetkisi veren bir ayni haktır. Rehin hakkı, bir taşınmaz üzerinde kurulursa taşınmaz rehninden bahsedilir. Taşınmaz rehni, yalnızca alacağı güvence altına almak için alacağa bağlı, feri bir hak olarak kurulabilir ve bu halde ipotek adını alır. Çalışmamızın konusu, ipoteğin ilamlı takip yoluyla paraya çevrilmesi olup, alacaklının takip talebiyle başlayıp takibin kesinleşmesine kadar devam eden süreç ele alınmaktadır.Publication Metadata only Yükseköğretimde lider olarak göreve uyum sağlama süreci: Türkiye ve Amerika'dan kadın liderlerin deneyimleri(2010) ÖZGE HACIFAZLIOĞLU; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİYükseköğretim kurumlarının geliştirilmesi kapsamında yapılan çalışmaların birçoğunda bu kurumlarda görev yapan yöneticilerin profesyonel gelişimleri ve yaşadıkları bireysel sıkıntılar çoğu zaman göz ardı edilmektedir. Oysa akademik liderler de (rektör yardımcıları, dekan ve enstitü müdürü gibi orta ve üst düzey yönetim kademesinde bulunan liderler) eğitime ve kendilerini sürekli geliştirmeye ihtiyaç duymaktadırlar. Bu araştırmada, Türkiye’de ve Amerika’da yönetim kademlerinde bulunan kadın liderlerin, göreve atandıkları ilk yıllarda yaşadıkları sıkıntılar ve bu sıkıntıların üstesinden nasıl geldiklerine yönelik deneyimleri ele alınmaktadır. Araştırma kapsamında, Türk ve Amerikan yükseköğretim kurumlarındaki kadın akademik liderlerin deneyimlerinden ve hikâyelerinden kesitler aktarılarak, bu yönetim kademesinde görev almış ya da görev almayı planlayan akademisyenlere ilk yıllarda yaşanılan zorluklara ilişkin kesitler sunulmaya çalışılmıştır. Araştırmada nitel araştırma yöntemi kullanılmıştır. Her bir katılımcıyla birden fazla görüşme yapılarak yürütülen bu çalışma, kadın liderlerin göreve atandıkları ilk yıllardaki deneyimlerini ve düşüncelerini, ilgili bağlamda derinlemesine ele alma fırsatını sağlamıştır. Araştırma, araştırmacının misafir öğretim üyesi olarak 1 yıl görev yaptığı Phoenix (Arizona, ABD) kentinde yaşayan 12 ve araştırmacının çalıştığı üniversitenin bulunduğu il olan İstanbul’da (Türkiye) 12 olmak üzere 24 kadın akademik liderle yürütülmüştür. Geçiş süresinde yaşanılan zorluklar, her iki ülkede de benzerlikler göstermektedir. Kadın liderlerin göreve uyum sürecinde yaşadıkları zorluklar, “göreve uyum sağlama, kuruma uyum ve dengeyi sağlama, direnişle baş etme ve kişilerarası ilişkileri güçlendirme” olarak belirlenmiştir. Kadın liderlerin göreve uyum sürecinde yaşadıkları zorlukların üstesinden gelme yolları, “deneyim paylaşım toplulukları, mentor ve rol modeller ve lider yetiştirme programları” olmak üzere üç alt tema altında belirlenmiştir.Publication Metadata only Devlet Gözetimine Karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kalkanı(2011) Elif KÜZECİ; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİGözetim, çağımızın eri çok tartışılan konularından biridir. Teknolojinin kişisel bilgilerin toplanılmasında yaygın kullanımı dikkate alındığında bu durum hiç de şaşırtıcı değildir. Devletler, rasyonel bir yönetimi ve güvenliği sağlamak için yurttaşlarını, özel teşebbüsler karlılığı arttırmak için müşterilerini, işverenler ise daha iyi bir performans elde edebilmek için işçilerini izlemektedir. Bu açıdan, bir tarafta artan bilgi gereksinimi, diğer tarafta ise özel yaşama yönelik gittikçe artan şiddette tehdit dikkat çekmektedir. Türkiye açısından konuya yaklaştığımızda ise, hızla evrilen teknoloji ülkemizde yakından takip edilirken, konuya ilişkin hukuksal güvencelerin sağlanmasında bir eksiklik bulunduğunu belirtmek gerekir. Türkiye'de halen kişisel verilerin korunmasına yönelik kapsayıcı bir yasa yürürlükte değildir. İşte tam da bu nedenle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin konuya yaklaşımı oldukça önemlidir. Nitekim Anayasanın 90. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Türkiye'de ulusal hukuk sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu çalışmanın amacı da, gözetime ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını incelemek suretiyle, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının gözetim toplumunun birer üyesi haline gelmemeleri için ne gibi güvencelerinin bulunduğunu belirlemektir.Publication Metadata only Turkey’s Compatibility with the European Convention on Human Rights within the Frame of Articles 5 and 6(2011) G. Hande ULUTÜRK; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİPublication Metadata only Academic freedom: A comparative analysis of the legal protections in the united states and Turkey(2011) M. Kathleen BURCH; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİAcademic freedom is often misunderstood by politicians, the general public and even sometimes by faculty themselves to mean that faculty have carte blanche in all matters of speech &,#8211, in the classroom, in the hallway, and in publication. Academic freedom does not protect all faculty speech &,#8211, not in the classroom, the hallway, or in publication. Like other professions such as medicine and the law, the academic profession has standards by which its members, professors, must abide.If the member abides by the profession&,#8217,s standards, she will be protected by academic freedom.If the member fails to abide by the profession&,#8217,s standards, academic freedom will provide no protection.The purpose of academic freedom is not to provide the professor life-time job security, but to protect the acquisition of knowledge. Knowledge is power and can be a threat to those in power. Knowledge expands society&,#8217,s frontiers through scientific discovery. Knowledge helps us to understand our culture and the cultures of others, breeding understanding and tolerance. Knowledge fuels economic development. But, most importantly knowledge prepares individuals for participation in the political process. Knowledge and thus, academic freedom, is necessary for a free and democratic society. Since the Eighteenth Century, academic freedom has protected university faculty whose research and whose search for knowledge threatens the authorities by questioning orthodox or sanctioned knowledge. Academic freedom also protects faculty from the &,#8220,tyranny of public opinion.&,#8221, Those whom have threatened academic freedom and from whom faculty have needed protection have included the government, religious leaders, and owners and trustees of private universities. More recently, threats to academic freedom have come from students and corporations which fund research or are otherwise affiliated with the university. Because the role of the university is to &,#8220,attain universal knowledge,&,#8221, faculty must be free to search for that knowledge. &,#8220,[I]t would be inconsistent with the role of universities to place limits on what their academic staff can teach and research.&,#8221, Moreover, because faculty wherever they are located are searching for &,#8220,universal knowledge,&,#8221, the protections of academic freedom should be universal. The principles of academic freedom should protect faculty regardless of where they reside, teach, or conduct their research. This article explores the contours of academic freedom in the United States and in the Republic of Turkey in order to ascertain whether the protections afforded in each country are coterminous. Section I addresses why academic freedom is necessary. Section II defines the four areas that academic freedom protects. Section III discusses both private law and public law protections of academic freedom in United States. Section IV discusses academic freedom protections under Article 27 of the Constitution of Turkey and under Article 10 of the European Convention on Human Rights. Section V concludes with a discussion of the current threats to academic freedom and provides some suggestions to minimize those threats.Publication Metadata only Free speech in time of war and terror in the united states and Turkey(2011) M. Kathleen BURCH; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİAs children we are taught that &,#8220,sticks and stones may break our bones, but words will never hurt us.&,#8221,When, however, it comes to war, we presume that words not only hurt, but that words are dangerous. This presumption is fueled by fear. Fear that the speech will threaten our way of life &,#8211, whether that is the American way of life or the Turkish way of life.Public opinion drives that fear.Politicians feed that fear, especially during elections.And, judges fear making a mistake.No one wants to be responsible for losing the war or allowing the next terrorist attack.In discerning what speech should be protected and what speech can be prohibited, the individual&,#8217,s right to free speech must be balanced against public safety and national security. The right to free speech has never been absolute. The individual right to speak or to receive information is balanced against the invasion of another individual&,#8217,s right to be let alone in their home or to maintain their privacy. When it comes to speech in time of war, the balance is not in relation to another individual&,#8217,s right, but against the collective right of society to remain safe. &,#8220,When a nation is at war many things that might be said in time of peace are such a hindrance to its efforts that their utterance will not be endured so long as men fight&,#8221, and not Court would find that such speech was protected. As early as 1275, the British crown punished seditious libel, which included &,#8220,any false news or tales whereby discord or occasion of discord or slander may grow between the king and his people or the great men of the realm.&,#8221, By 1606, the British law of seditious libel consisted of three principles: First, a libel against a private person may be punished criminally because it may provoke revenge and thus cause a breach of the peace. Second, a libel against a government official is an even greater offense, &,#8220,for it concerns not only the breach of peace, but also the scandal of government.&,#8221, And, third, although the essence of the crime was the falsity of the libel, even a true libel could be punished. The early British theory of seditious libel was that &,#8220,if people should not be called to account for possessing the people with an ill opinion of government, no government can subsist. For, it is very necessary for all governments that the people should have a good opinion of it.&,#8221, The British courts even went so far as to say that &,#8220,a true libel is especially dangerous, for unlike a false libel, the dangers of truthful criticism cannot be defused by disproof.&,#8221, It is the modern day descendants of seditious libel that this essay addresses. Both the First Amendment to the United States Constitution and Article 10 of the European Convention on Human Rights have their roots in British common law. Not only do the First Amendment and Article 10 have common roots, but over time the United States Supreme Court&,#8217,s and the European Court of Human Rights&,#8217, jurisprudence has converged. While the European Court of Human Rights does not cite U.S. Supreme Court cases as authority and the U.S. Supreme Court does not cite the European Court&,#8217,s cases as authority, the policy concerns of the two courts and the language used by the two courts in articulating the rule of law is similar. This essay begins with a summary of the development of seditious libel in the United States from 1789 when the U.S. Constitution was ratified to the present day. The current jurisprudence of the European Court of Human Rights will be summarized, with a comparison of the European Court&,#8217,s jurisprudence to the U.S. Supreme Court&,#8217,s jurisprudence. The essay will conclude with a brief discussion of the current concerns that arise when individual rights to free speech are balanced against the government&,#8217,s interests in public safety and national security.
