Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14719/1741
Browse
5 results
Search Results
Publication Open Access Eighth Edition of the TNM Classification System of Differentiated Thyroid Carcinomas What Has Changed? How Will it Reflect to Clinical Practice?(2017) Uludağ, Mehmet; İşgör, Adnan; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiTNM evreleme sisteminin son olarak sekizinci sürümü (edisyonu) yayınlandı. Tiroit kanserleri TNM evreleme sisteminin 1987 yılında yayınlanan 4. sürümünde yer aldı. Literatürdeki kanıtlara dayalı olarak güncellenen TNM sisteminin her sürümü diğer kanserler gibi diferansiye tiroit kanserleri (DTC) için de bir önceki sürümüne göre önemli bazı farklılıklar içerir. Tiroit kanserleri için günümüze kadar 17 ayrı evreleme sistemi geliştirilmiştir. Bu sistemlerden bir kısmı oldukça karmaşıktır ve pratikte kullanılmaları zordur. Günümüze kadar TNM sisteminde yapılan yeni düzenlemelerle birlikte bu sistemin DTC için farklı hasta gruplarında en tutarlı, uygulanabilir evreleme sitemi olduğu ortaya koyulmuş ve diğer kanser tiplerinde olduğu gibi tiroit kanserlerinde de TNM sistemi günümüzde en sık kullanılan evreleme sistemi olma özelliğini kazanmıştır.Sekizinci sürümün en önemli değişikliği bugüne kadarki sürümlerde prognostik faktör olarak 45 yaş üstü ve altı olarak ayrılan yaşın 55 yaş altı ve üstü olarak düzenlenmesidir. Ayrıca T evrelemesinde T3 tanımında değişiklik dikkati çekmektedir. Yedinci sürümde minimal invaziv ekstratiroidal yayılım tanımı ve bunun örneğinde yer alan peritiroidal yumuşak doku tanımı kaldırılmıştır. Sekizinci sürümde strep kaslarından herhangi birine makroskopik invazyon T3 kategorisine alınmıştır. N evrelemesinde 7. sürümde N1b içinde yer alan üst mediasten lenf düğümü tutulumu N1a kategorisine alınmıştır. Sekizinci sürümde 55 yaş üstündeki hastalarda genel olarak yedinci sürüme göre tüm evrelerde bir evre düşmesi olduğu görülmektedir. Sekizinci sürümde uygun tümör evresi kolayca belirlenebilir. Ellibeş yaşın altındaki hastalarda uzak metaztazı olanlar evre II, uzak metastazı olmayanlar evre I olarak tanımlanmıştır. Ellibeş yaşın üstündeki uzak metastazlı hastalar evre IVB olarak tanımlanmıştır. Ellibeş yaşın üstündeki uzak metastazı olmayan hastaların diğer klinik özelliklere (intratiroidal tümör, makroskopik ekstratiroidal yayılım, lenf nodu metastazı ve uzak metastaz) göre evresi belirlenebilir. Dört cm'den küçük intratiroidal tümörlü (T1, T2) hastalarda lenf düğümü metastazı yoksa evre I, lenf düğümü metastazı varsa evre II olarak tanımlanır. Dört cm'den büyük intratiroidal tümörlü (T3) hastalar lenf düğümü durumuna bakılmaksızın (N0 veya N1) evre II'de yer alır. Makroskopik ekstratiroidal yayılımlı tümörlerde, lenf düğümü metastazı durumuna bakılmaksızın tümör sadece strep kaslarına invaze ise evre II, tümör cilaltı, larinks, trakea, reküren laringeal sinir ve özefagusa yayılmışsa evre III, prevertebral fasya, mediastinal damarlara yayılmş veya karotis arteri sarmışsa evre IVA'da yer alır.TNM evrelemesi DTC'de hastalığa özgün sağkalımı güvenilir olarak öngörebilen bir evreleme sistemidir. Bir önceki sürüme göre TNM'nin sekizinci sürümü DTC'li hastaların büyük bölümünü mortalite açısından düşük riskli gruba evreleme olup, ilk değerlendirmelerde hastalık spesifik surviyi öngörmede daha uygun olabileceği görülmektedir.Publication Open Access Scarless Thyroidectomy: Transoral Endoscopic Thyroidectomy by Vestibular Approach(2017) Uludağ, Mehmet; İşgör, Adnan; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesiİzsiz tiroidektomi: Vestibüler yaklaşımla transoral endoskopik tiroidektomi Vestibüler yaklaşımla transoral endoskopik tiroidektomi (TOETVA) minimal invaziv, görünür yara izi olmayan naturel orifis transluminal endoskopik cerrahi (Naturel orifice transluminal endoscopic surgery (NOTES) tekniktir. Ağız içinden vestibüler bölgeden uygulanan 1 adet 10 mm ve 2 adet 5 mm port yardımı ile düşük CO2 basıncı altında tamamen endoskopik olarak lobektomi veya total tiroidektomi uygulanabilir. Dünyada giderek uygulaması artmaktadır. Deneyimli merkezlerde seçilmiş hastalarda güvenli bir şekilde uygulabilmektedir. Bu çalışmada minimal invaziv tiroit cerrahisinin gelişimi, TOETVA için hasta seçimi ve dışlama kriterleri, bölgesel anatomi, ameliyat tekniği, preoperatif ve postoperatif bakım, yöntemin avantajları, dezavantajları ve olası komplikasyonları tartışılacaktır.Publication Open Access Tiroit cerrahisinde intraoperatif sinir monitorizasyonunun temel prensipleri ve standardizasyonu(2017) Uludağ, Mehmet; Kaya, Cemal; Aygün, Nurcihan; Tanal, Mert; İşgör, Adnan; Oba, Sibel; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıTiroit cerrahisinde intraoperatif sinir monitorizasyonunun temel prensipleri ve standardizasyonuTiroit cerrahisi sonrası oluşan sesle ilgili problemler sık ve en önemli komplikasyonlardandır. Cerrahi sonrası hastanın ses ve solunum problemlerini minimalize edebilmek için hem reküren laringeal sinirin (RLS) hem de süperior laringeal sinirin eksternal dalının (SLSE) korunması gerekir. İntraoperatif nöromonitorizasyon (İONM) sinirin gözle görülmesine ek olarak ameliyat sırasında sinirin motor fonksiyonlarının dinamik olarak değerlendirilmesi temeline dayanan bir yöntemdir. Tiroit cerrahisinde İONM 50 yıl önce kullanılmaya başlanmış ve yüzey elektrotlu endotrakeal tüp ile İONM, amaca uygunluk, basitlik, noninvazif olma ve güvenlilik gibi nedenlerle standart uygulanan yöntem haline gelmiş olup, günümüzde tiroit cerrahisinde bu yöntem kullanılmaktadır. Tiroit cerrahisinde RLS ve SLSE için İONM kullanımı giderek artmaktadır. İONM'nin uygun kullanımı için hem anestezist hem cerrah için deneyim ve standardizasyonu şarttır. Bu bağlamda hem cerrahların hem de anestezistler için öğrenme eğrisi yaklaşık 50-100 arası olgudur. İONM hem RLS hem SLSE'nin bulunmasında ve fonksiyonel olarak değerlendirilmesinde önemli katkı sağlar. RLS monitorizasyonu monitorizasyon probu ile aralıklı veya vagusa uygulanan prob yardımı ile sürekli olarak uygulanabilir. RLS monitorizasyonunun standardizasyonu, preoperatif laringoskopi ile vokal kord muayenesi (L1), RLS diseksiyonu öncesi aynı taraf vagustan uyarı alınması (V1), RLS'nin trakeaozefageal olukta ilk bulunduğu noktada uyarılması (R1), diseksiyon bittikten sonra RLS'nin ortaya konduğu en proksimal noktasından uyarılması (R2), cerrahi alanda kanama kontrolü tamamlandıktan sonra vagusun uyarılması (V2), postoperatif laringoskopi ile vokal kord muayenesini (L2) içerir. V2 postoperatif vokal kord fonksiyonunu öngörmede en uygun testtir. RLS aralıklı İONM'sinde sadece sinirin probla uyarıldığı an ve sinirin uyarıldığı nokta distalinin fonksiyonu hakkında bilgi verir. Sürekli İONM ise RLS'nin vagustan ayrılmadan önce boyunda vagusa uygulanan probla yapılan devamlı uyarı sayesinde cerraha tiroidi diseke ederken RLS fonksiyonunun sürekli takip edilmesini sağlar. SLSE monitorizasyonunda primer olarak ameliyat sahasında bulunan ve SLSE'nin motor siniri olduğu krikotiroid kasın kasılması değerlendirilir. İONM hem RLS hem SLSE'nin bulunmasında ve fonksiyonel olarak değerlendirilmesinde önemli katkı sağlaması ile birlikte tiroidektomiye birçok açıdan katkı sağlayan ve tiroidektominin standartlarını arttıran bir yöntemdirPublication Open Access Standards and Definitions in Neck Dissections of Differentiated Thyroid Cancer(2018) Uludağ, Mehmet; Tanal, Mert; İşgör, Adnan; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiPapillary and follicular thyroid carcinomas arising from the follicular epithelial cells and forming differentiated thyroid cancer (DTC) consist of >95% of thyroid cancers. Lymph node metastasis to the neck is common in DTC, especially in papillary thyroid cancer. The removal of only the metastatic lymph nodes (berry picking) does not help to achieve a potential positive contribution to the survival and recurrence of lymph node dissection in the DTC. Thus, systematic dissection of the cervical lymph nodes is needed. Today, according to the widely accepted and commonly used definitions and lymph node staging, the deep lymph nodes of the lateral side of the neck are divided into five regions. Based on the fact that some groups have biologically independent regions, Groups I, II, and V are divided into the A and B subgroups. The central region lymph nodes contain VI and VII region lymph nodes, which consist of the prelaryngeal, pretracheal, and right and left paratracheal lymph node groups. Radical neck dissection (RND) is accepted as the standard basic procedure in defining neck dissections. In this method, in addition to all the regions of the Groups I–V lymph nodes at one side, the ipsilateral spinal accessory nerve, internal jugular vein, and sternocleidomastoid muscle are removed. Sparing of one or more of the routinely removed non-lymphatic structures in the RND is called modified RND (MRND), whereas the preservation of one or more of the routinely removed lymph node groups in the RND is termed as selective neck dissection (SND). In difference, the procedure with an addition of a lymph node and/or non-lymphatic structures to routinely removed neck structures in RND is called extended RND. Generally, involving one or more regions of SND are applied for DTC. The removal of the paratracheal, prelaryngeal, and pretracheal lymph node groups at one side is termed as ipsilateral central dissection, whereas the removal of the bilateral paratracheal lymph node groups, in other words, the excision of four lymph node groups in the central region (Groups VI and VII), is defined as bilateral central dissection. In conclusion, bilateral central neck dissection (CND) is the SND in which the regions of VI and VII are removed. In the DTC, CND is prophylactically and therapeutically applied, whereas lateral neck dissection is performed only therapeutically in the presence of clinical metastasis (N1b) in the lateral neck region. Debates on the extent of SNDs to be made in the central and lateral neck regions are still ongoing. Central dissection should be made at least unilaterally. In the lateral side of the neck, SNDs can be applied in different combinations in which at least one region from Groups I to V is removed. The main variables that determine the extent of SND in the central and lateral regions in DTC are the complication rates, the effect of the procedure, and its effect on prognosis and recurrence.Publication Open Access Main Surgical Principles and Methods in Surgical Treatment of Primary Hyperparathyroidism(2019) Uludağ, Mehmet; Aygün, Nurcihan; İşgör, Adnan; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Sağlık Bilimleri Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiThe only curative treatment for primary hyperparathyroidism (pHPT) is surgery. The most important factors that increase the success rate of a parathyroidectomy are the establishment of the correct diagnosis and the surgeon’s good knowledge of anatomyand embryology. The lower parathyroid glands develop from the dorsal portion of the third pharyngeal pouch, and the upperparathyroid glands from the fourth pharyngeal pouch. Humans typically have 4 parathyroid glands, however, more than 4 andfewer than 4 have been observed. Typically, the upper parathyroid glands are located in the cricothyroid junction area on theposterolateral portion of the middle and upper third of the thyroid, while the lower parathyroids are located in an area 1 cm indiameter located posterior, lateral, or anterolateral to the lower thyroid pole. Ectopic locations of parathyroid glands outside thenormal anatomical regions due to the abnormal migration during embryological development or acquired ectopy due to migration of enlarged parathyroids are not uncommon. There are various surgical techniques to treat HPT, however, 2 main surgical options are used: bilateral neck exploration (BNE) and minimally invasive parathyroidectomy (MIP). While there are open, endoscopic,and video-assisted MIP (MIVAP) approaches, most often an open lateral MIP technique is used. In addition, endoscopic or roboticparathyroidectomy methods performed from remote regions outside the neck have been reported. Although currently MIP is thestandard treatment option in selected patients with positive imaging, BNE remains the gold standard procedure in parathyroidsurgery. In 80% to 90% of patients with pHPT, a pathological parathyroid gland can be detected with preoperative imaging methods and MIP can be applied. However, the pathological gland may not be found during a MIP procedure as a result of false positiveresults. The parathyroid surgeon must also know the BNE technique and be able to switch to BNE and change the surgical strategyif necessary. If the intended gland is not found in its normal anatomical site, possible embryological and acquired ectopic locationsshould be investigated. It should be kept in mind that MIP and BNE are not alternatives to each other, but rather complementarytechniques for successful treatment in parathyroid surgery.
