Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14719/1741
Browse
15 results
Search Results
Publication Open Access Çocuklarda hematopoetik kök hücrenakli(2014) Yeşilipek, Mehmet Akif; Bahçeşehir ÜniversitesiKemik iliği nakli günümüzde periferik kan ve göbek kordon kanının da kök hücre kaynağı olarak kullanılabilmesi nedeniyle hematopo- etik kök hücre nakli (HKHN) olarak adlandırılmaktadır. Çocuklarda hematolojik malinitelere ek olarak hemoglobinopatiler, immün ye- tersizlikler, kemik iliği yetersizlikleri ve doğuştan metabolik hastalık- lar gibi birçok hastalıkta kesin tedavi yöntemi olarak kullanılmakta- dır. Altta yatan hastalık dışında nakil sürecinde gelişen enfeksiyonlar ve graft versus host hastalığı prognozu etkileyen en önemli etmen- ler olarak sayılabilir. Bu yazıda kök hücre kaynakları, hazırlama te- davileri, çocuklarda HKHN endikasyonları ve nakil sonrası sorunlar konularında özet bilgiler verilmesi amaçlanmıştır. (Türk Ped Arş 2014, 49: 91-8)Publication Open Access KONSTİPASYON YÖNETİMİNDE ABDOMİNAL MASAJIN ÖNEMİ(2015) Turan, Nuray; Aştı Atabek, Türkinaz; İstanbul Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiAbdominal masaj, konstipasyon yönetiminde yer alan, hemşireler tarafından uygulanan, güvenli,invaziv olmayan ve yan etkisi olmayan nonfarmakolojik bir yöntemdir. Abdominal masaj, karın duvarı üzerindenbağırsakların bulunduğu bölgeye saat yönünde eflöraj (sıvazlama), petrisaj (yoğurma) ve vibrasyon (titreşim)manevralarının uygulanması sonucu bağırsak hareketlerini uyarmaktadır. Bu derlemede, özellikle son yıllardakonstipasyon yönetiminde etkin bir yöntem olan abdominal masajın, en önemli bağımsız bir hemşirelik girişimiolduğunu vurgulamak ve önemini ortaya çıkarmak amaçlanmıştır.Publication Open Access Rare Solitary Primary Osseous Lesions of the Spine in Adults, Challenges in CT and MR Imaging Diagnosis With Pathological Correlation(2015) Şahan Yapıcıer, Özlem; Toktaş, Zafer Orkun; Akakın, Akın; Yılmaz, Baran; Urgun, Kamran; Onat, Elif; Demir, Mustafa Kemal; Konya, Deniz; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiBu inceleme yazısında, yetişkinlerde gözlemlenen birkaç çeşit primer soliter kemiklezyonunun bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme iledeğerlendirilmelerini gözden geçirmeyi hedefledik. Büyük hücreli tümör, Langerhans hücrelihistiositoz, Paget hastalığı, plazmasitom, fibrozdisplazi ve osteoblastom lezyonlarındanbahsedildi. Bu lezyonların bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntülemelerleyapılan radyolojik tetkiklerinde tanı koyma esnasındaki zorluklar, bu lezyonların klinik- radyolojik ayırıcı tanılarından ve patoloji ile korelasyonlarından bahsederek, anlatılmıştır. Herne kadar gereksiz tetkik ve müdahaleleri engellemek adına bahsedilen lezyonların radyolojiközelliklerini iyi bilmek gerekse de, kesin tanı patolojik inceleme ile mümkündür.Publication Open Access Hemoglobin F ve İlişkili Klinik Durumlar(2016) Karasu Tezcan, Gülsün; Uygun, Vedat; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiHemoglobin F (HbF), oksijen bağlama yeteneği hemoglobin A (HbA)´dan daha yüksek olması ve bu nedenle anneden fetüse oksijen taşınmasını kolaylaştırması nedeniyle intrauterin dönemin en önemli hemoglobinidir. Erişkinlerde fetal hemoglobin düzeyi yaş, cinsiyet ve bazı kalıtsal özelliklere bağlıdır. Kalıtsal özellikler ? globin gen kümesi ile ilişkili veya ilişkisiz farklı kromozomlardaki bir kaç gen ile bağlantılıdır. Bu derlemede hemoglobin F´nin yüksek kalmasına neden olan herediter persistan fetal hemoglobin ve bazı klinik durumlar ele alınmıştırPublication Open Access Kardiyovasküler Cerrahi Sonrası Gelişen Akut Böbrek Yetmezliğinin Tanısında Kullanılan Erken Dönem Belirteçler(2016) Erdoğan, Mustafa Bilge; Demirpençe, Özlem; Yıldırım, Mustafa; Bahçeşehir Üniversitesi; Sivas Cumhuriyet Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıKalp cerrahisinde en önemli postoperatif sorunlardan biri akut böbrek yetmezliğidir (ABY). Özellikle erken dönem gelişen ABY hasta mortalite ve morbiditesi üzerinde etkilidir. Rutinde kullanılan serum üre ve kreatinin değerlerinin böbrek hasarından 24-72 saat sonra yükselmesi nedeniyle, bir çok araştırmacı ABY'nin daha erken teşhis edilebilmesi için, yeni belirteçler araştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı kalp cerrahisi sonrası gelişen ABY'nin erken tanısında kullanılabilecek biyobelirteçleri güncel literatür ışığında tartışmaktırPublication Open Access KÜRESEL KAPİTALİZMİN TIBBA DOKUNUŞU: SAĞLIK TURİZMİ(2017) Yavuz, Melike; Bahçeşehir Üniversitesi1997'deki Asya durgunluğundan sonra bazı Güneydoğu Asya hastanelerinin hayatta kalma stratejisi olarak başlayan sağlık turizmi, bugün neredeyse tüm kıtaları kapsayan, bir milyar dolarlık küresel bir endüstri haline gelmiştir. Sağlık turizmi sağlık piyasasının kendine yeni pazarlar aradığı bir dönemde çevre kapitalist ülkelerin bir bölümü için bir ekonomik kalkınma stratejisi olarak, merkez kapitalist ülkeler içinse sağlık hizmetlerinin fahiş maliyetlerine ve artan bekleme listelerine geçici bir çözüm olarak piyasaya sunulmuştur. \"Yeni bir eşitsizlik\" biçimi olarak tanımlanan sağlık turizminin yükselişi, nitelikli sağlık çalışanlarının uygun kullanımı, mali kaynakların tahsisi ve sağlık hizmetlerinin dağılımı konusunda önemli sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite bakımından sosyal, kültürel ve ekonomik eşitsizlikleri derinleştirmektedir.Publication Open Access Yüksek Gradeli Gliomların Moleküler Biyolojisi(2017) Avşar, Timuçin; Kılıç, Türker; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiYüksek gradeli tümörlerin tedavisi on yıllardır bilinmezlikler ve başarısızlıklarla dolu bir alan olmuş ve bu hastalığa pessimist bir bakış açısı yaratmıştır. Bu başarısızlığın en önemli nedeni tümör biyolojisini anlayamamış olmamızdır. Son on yıldaki moleküler biyolojik çalışmalar bu heterojen tümör grubunun tümör biyolojisini çok daha iyi anlamamızı sağlamıştır. Bu gelişmeler sonucunda ortaya konan moleküler belirteçler de bugün bu hastalığı etkin ve hızlı bir şekilde sınıflayabilmemizi sağlamıştır. Bu derlemede yüksek gradeli gliomlar konusundaki gelişmeler özetlenecektir. Yüksek gradeli gliomların Dünya Sağlık Örgütü (WHO) 2016 sınıflaması, farklı moleküler belirteçler özetlendikten sonra bunların tümör biyolojisindeki yeri anlatılacaktır. Yüksek gradeli gliomlar konusunda moleküler belirteçler farklı moleküler alt tipleri tanımlar. Bu alt tipler tümör biyolojisi açısından birbirlerinden farklılıklar gösterir. Yüksek gradeli gliomların biyolojisi konusundaki bilgimiz moleküler biyolojik teknikler sayesinde artmıştır.Publication Open Access Tiroit cerrahisinde intraoperatif sinir monitorizasyonunun temel prensipleri ve standardizasyonu(2017) Uludağ, Mehmet; Kaya, Cemal; Aygün, Nurcihan; Tanal, Mert; İşgör, Adnan; Oba, Sibel; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıTiroit cerrahisinde intraoperatif sinir monitorizasyonunun temel prensipleri ve standardizasyonuTiroit cerrahisi sonrası oluşan sesle ilgili problemler sık ve en önemli komplikasyonlardandır. Cerrahi sonrası hastanın ses ve solunum problemlerini minimalize edebilmek için hem reküren laringeal sinirin (RLS) hem de süperior laringeal sinirin eksternal dalının (SLSE) korunması gerekir. İntraoperatif nöromonitorizasyon (İONM) sinirin gözle görülmesine ek olarak ameliyat sırasında sinirin motor fonksiyonlarının dinamik olarak değerlendirilmesi temeline dayanan bir yöntemdir. Tiroit cerrahisinde İONM 50 yıl önce kullanılmaya başlanmış ve yüzey elektrotlu endotrakeal tüp ile İONM, amaca uygunluk, basitlik, noninvazif olma ve güvenlilik gibi nedenlerle standart uygulanan yöntem haline gelmiş olup, günümüzde tiroit cerrahisinde bu yöntem kullanılmaktadır. Tiroit cerrahisinde RLS ve SLSE için İONM kullanımı giderek artmaktadır. İONM'nin uygun kullanımı için hem anestezist hem cerrah için deneyim ve standardizasyonu şarttır. Bu bağlamda hem cerrahların hem de anestezistler için öğrenme eğrisi yaklaşık 50-100 arası olgudur. İONM hem RLS hem SLSE'nin bulunmasında ve fonksiyonel olarak değerlendirilmesinde önemli katkı sağlar. RLS monitorizasyonu monitorizasyon probu ile aralıklı veya vagusa uygulanan prob yardımı ile sürekli olarak uygulanabilir. RLS monitorizasyonunun standardizasyonu, preoperatif laringoskopi ile vokal kord muayenesi (L1), RLS diseksiyonu öncesi aynı taraf vagustan uyarı alınması (V1), RLS'nin trakeaozefageal olukta ilk bulunduğu noktada uyarılması (R1), diseksiyon bittikten sonra RLS'nin ortaya konduğu en proksimal noktasından uyarılması (R2), cerrahi alanda kanama kontrolü tamamlandıktan sonra vagusun uyarılması (V2), postoperatif laringoskopi ile vokal kord muayenesini (L2) içerir. V2 postoperatif vokal kord fonksiyonunu öngörmede en uygun testtir. RLS aralıklı İONM'sinde sadece sinirin probla uyarıldığı an ve sinirin uyarıldığı nokta distalinin fonksiyonu hakkında bilgi verir. Sürekli İONM ise RLS'nin vagustan ayrılmadan önce boyunda vagusa uygulanan probla yapılan devamlı uyarı sayesinde cerraha tiroidi diseke ederken RLS fonksiyonunun sürekli takip edilmesini sağlar. SLSE monitorizasyonunda primer olarak ameliyat sahasında bulunan ve SLSE'nin motor siniri olduğu krikotiroid kasın kasılması değerlendirilir. İONM hem RLS hem SLSE'nin bulunmasında ve fonksiyonel olarak değerlendirilmesinde önemli katkı sağlaması ile birlikte tiroidektomiye birçok açıdan katkı sağlayan ve tiroidektominin standartlarını arttıran bir yöntemdirPublication Open Access Yeni hasta hakları yönetmeliğine göre kalp ve damar cerrahisinde aydınlatılmış onam formlarının düzenlenmesi ve kalp ve damar cerrahlarının hukuki sorumluluğu(2018) Erdoğan, Mustafa Bilge; Türker, Fevzi Sarper; Şenol, Sefa; Temiztürk, Zeki; Azboy, Davut; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık Bakanlığı; T.C. Sağlık BakanlığıBir hastalığı teşhis edip, tedavi etmek veya hastalığın ilerlemesini önlemek amacı ile hasta üzerinde bir takım tıbbi işlemlerde bulunan hekimveya cerrah, en azından hastanın vücut bütünlüğünü ihlal etmektedir. Bazen bu girişimler istenmeyen tıbbi sonuçlara neden olmaktadır.Hekim bu sonuçtan sorumlu tutulduğunda, yaptığı girişimin doğru tıbbi endikasyon sonucu alınmış uygun onam ile doğru tedaviyi yaptığınıkanıtladığı takdirde, hukuka uygunluğunu kanıtlamış olur. Ortaya çıkan olumsuz sonuçları değerlendirirken, hekimlik uygulamalarına özelkanunlar olmadığından, mevcut Türk Ceza Kanunu ve Borçlar Kanunları ile değerlendirilme yapıldığı unutulmamalıdır.Publication Open Access Hastaların, ameliyat sonrası ağrı yönetimine ilişkin hemşirelik uygulamalarından memnuniyet düzeyleri: Bir sistematik derleme(2018) Bülbüloğlu, Semra; Seçginli, Selda; Kula Şahin, Sennur; Eti Aslan, Fatma; Bahçeşehir Üniversitesi; İstanbul Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiAmaç: Bu sistematik derlemede, hastaların ameliyat sonrası ağrı yönetimine ilişkin hemşirelik uygulamalarından memnuniyetdüzeylerini incelemek amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Konuyla ilgili Science Direct, Türk Medline, Psychinfo, Ovid, Prequest, Google Scholar ve Ulakbim Türk TıpDizini veritabanlarından 2005-2015 tarihleri arasında yayınlanmış çalışmalar incelenmiş ve alınma kriterlerine uyan 5 çalışmainceleme kapsamına alınmıştır. Çalışma kapsamına alınan makalelerin metodolojik kaliteleri Türkçe Joanna Briggs EnstitüsüMAStARI Kritik Değerlendirme aracı ile yapılmıştır. Veriler bu çalışma için geliştirilen standart bir veri özetleme formu kullanılaraközetlenmiş ve değerlendirilmiştir.Bulgular: Sistematik derleme kapsamına alınmış çalışmaların örneklem grubunu künt ve penetran travma geçirerek acil ünitesinealınmış hastalar (n=418), total diz protezi takılmış ortopedi ünitesinde yatan hastalar (n=120), batın ve göğüs bölgelerinden çeşitlinedenlerle opere edilmiş hastalar (n=559), kalp ameliyatı geçirmiş hastalar (n=52)oluşturmaktadır. Çalışmalarda en yüksek ağrı puanı7.20±1.95 (min-max: 0-10) olup, en yüksek memnuniyet düzeyi %100 olarak belirlenmiştir. Tüm çalışmalarda ameliyat sonrası ağrıyönetiminde sıklıkla farmakolojik yöntemlerin kullanıldığı ve hemşireler tarafından özellikle ilaç dışı uygulamaların ağrı yönetimindeyeterince kullanılmadığı, buna rağmen, hastaların memnuniyet düzeyinin çoğunlukla yüksek olduğu belirlenmiştir.Sonuç: Bu sistematik derlemede, son on yıldır ameliyat sonrası ağrı yönetimi için yapılan hemşirelik uygulamalarından hastamemnuniyetinin yüksek düzeyde olduğu ve ağrı yönetiminde önerilen ilaç dışı hemşirelik uygulamalarının yetersiz olduğunugösteren bilimsel kanıtlara ulaşılmıştır.
