Araştırma Çıktıları | WoS | Scopus | TR-Dizin | PubMed
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.14719/1741
Browse
10 results
Search Results
Publication Open Access Kardiyovasküler Cerrahi Sonrası Gelişen Akut Böbrek Yetmezliğinin Tanısında Kullanılan Erken Dönem Belirteçler(2016) Erdoğan, Mustafa Bilge; Demirpençe, Özlem; Yıldırım, Mustafa; Bahçeşehir Üniversitesi; Sivas Cumhuriyet Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıKalp cerrahisinde en önemli postoperatif sorunlardan biri akut böbrek yetmezliğidir (ABY). Özellikle erken dönem gelişen ABY hasta mortalite ve morbiditesi üzerinde etkilidir. Rutinde kullanılan serum üre ve kreatinin değerlerinin böbrek hasarından 24-72 saat sonra yükselmesi nedeniyle, bir çok araştırmacı ABY'nin daha erken teşhis edilebilmesi için, yeni belirteçler araştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı kalp cerrahisi sonrası gelişen ABY'nin erken tanısında kullanılabilecek biyobelirteçleri güncel literatür ışığında tartışmaktırPublication Metadata only HASTALARIN CERRAHİ SONRASI UYGULANAN AĞRI TEDAVİSİNDEN MEMNUNİYET DÜZEYİNİN BELİRLENMESİ(2016) Figen DEMİR; Kadriye ACAR; Fatma ETİ ASLAN; Hüseyin ACAR; ACIBADEM MEHMET ALİ AYDINLAR ÜNİVERSİTESİ; SAKARYA ÜNİVERSİTESİ; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ; KOCAELİ ÜNİVERSİTESİAmaç: Bu araştırma bir cerrahi kliniğinde yatan hastaların ağrı tedavisinden memnuniyet düzeyini belirlemek amacıyla yapıldı. Yöntem: Araştırma Eylül 2012- Ocak 2013 tarihleri arasında Kocaeli Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi genel cerrahi kliniğinde yürütüldü. Abdominal cerrahi girişim geçirmiş, cerrahi sonrası ikinci günde olan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 150 hasta araştırmaya dahil edildi. Hastalara uygulanan analjezik miktarı ve türü kaydedildi. Hastaların ağrı ve memnuniyet düzeylerini ölçmek için Sayısal Değerlendirme Ölçeği kullanıldı. Veriler yüz yüze görüşme yöntemiyle toplandı. Bulgular: Hastaların cerrahi ağrı tedavisinden memnuniyet düzeylerinin bireysel özellikler ve cerrahi türüne göre farklılık göstermediği fakat cerrahi ağrının hasta memnuniyetini etkilediği, cerrahi ağrı şiddeti arttıkça memnuniyet düzeyinin azaldığı bulundu. Sonuçlarımız hastaların % 22.7'sinin ağrısının olmadığını, % 29.3'ünün hafif, % 38.7'sinin rahatsız edici, % 9.3'ünün şiddetli, çok şiddetli veya dayanılmaz ağrısı olduğunu göstermekteydi. Ağrısı olmayan hastaların memnuniyet düzeyi ortalamasının (9.76), ağrısı olan hastaların memnuniyet düzeyi ortalamasından (7.30) yüksek olduğu bulundu. Memnuniyet düzeyi ortalamasının ise 7.86±2.18 olduğu görüldü Sonuç: Ağrı varlığı ve şiddeti hasta memnuniyetini etkilemektedir. Bu nedenle hasta memnuniyetini artırmak için için ağrı yönetiminin yeterli olması gerekmektedir.Publication Open Access KÜRESEL KAPİTALİZMİN TIBBA DOKUNUŞU: SAĞLIK TURİZMİ(2017) Yavuz, Melike; Bahçeşehir Üniversitesi1997'deki Asya durgunluğundan sonra bazı Güneydoğu Asya hastanelerinin hayatta kalma stratejisi olarak başlayan sağlık turizmi, bugün neredeyse tüm kıtaları kapsayan, bir milyar dolarlık küresel bir endüstri haline gelmiştir. Sağlık turizmi sağlık piyasasının kendine yeni pazarlar aradığı bir dönemde çevre kapitalist ülkelerin bir bölümü için bir ekonomik kalkınma stratejisi olarak, merkez kapitalist ülkeler içinse sağlık hizmetlerinin fahiş maliyetlerine ve artan bekleme listelerine geçici bir çözüm olarak piyasaya sunulmuştur. \"Yeni bir eşitsizlik\" biçimi olarak tanımlanan sağlık turizminin yükselişi, nitelikli sağlık çalışanlarının uygun kullanımı, mali kaynakların tahsisi ve sağlık hizmetlerinin dağılımı konusunda önemli sorunlar ortaya çıkarmaktadır. Sağlık hizmetlerine erişim, maliyet ve kalite bakımından sosyal, kültürel ve ekonomik eşitsizlikleri derinleştirmektedir.Publication Metadata only SERVİKAL DİSK HERNİASYONLARININ CİNSEL FONKSİYONLAR ÜZERİNE ETKİSİ(2017) FUAT TORUN; SONER ŞAHİN; Sebahat TORUN; Sait NADERİ; mehmet onen; Evren Yüvrük; Tanımlanmamış Kurum; BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ; Tanımlanmamış Kurum; Tanımlanmamış Kurum; Tanımlanmamış Kurum; Tanımlanmamış KurumAmaç: Servikal disk herni (SDH)'li hastalarda cinsel aktivite, ağrı veya analjezik kullanımı nedeniyle etkilenebilir. Bu çalışmanın amacı, SDH tanısı konulan hastalarda, cinsel problemler ve cinsel davranış biçimlerini değerlendirmektir. Yöntem: Otuz hasta çalışmaya alındı. Ağrı ve cinsel fonksiyon bozukluğu, cerrahi öncesi Görsel Analog Ölçeği (VAS), Oswestry Yetiyitimi Ölçeği (ODS), Hastane Anksiyete ve Depresyon Ölçeği (HAD) ve Cinsellik Değerlendirme Ölçeği ile değerlendirildi. Bulgular: Hastaların yaş ortalaması 44.0 ± 10.1 yıldı. Semptom süresi ortalama 26.93 ay idi. Boyun ağrısı süresi 41 yaşından büyük ve 40 yaşından küçük olgular karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı farklılık bulunmuştur (p < 0.05). Boyun ağrısı sıklığı istatistiksel olarak kadın ve erkek grupları arasında (p < 0.05) farklıydı. Olguların % 65.5'inde boyun ağrısının başlangıcından sonra cinsel ilişki sıklığının azaldığı belirlenmiştir. Olguların % 51.7'sinde orgazm bozukluğu saptanmış, bu oran cinsel istek azalması tanımlanan olgularda % 58.6 olarak belirlenmiştir. Cinsel ilişki esnasında ağrı belirlenen hastalar tüm hastaların % 65.6'sını oluşturmaktadır. Olguların % 17.2'sinde cinsel hayatta değişiklik bildirilmemiştir. Sonuç: Bu çalışma, SDH'sinde cinselliğin tüm aşamalarında etkilenme olabileceğini ortaya koyarak, bu yakınmanın daha yakından sorgulanması gerektiğini göstermektedir.Publication Open Access Hastaların, ameliyat sonrası ağrı yönetimine ilişkin hemşirelik uygulamalarından memnuniyet düzeyleri: Bir sistematik derleme(2018) Bülbüloğlu, Semra; Seçginli, Selda; Kula Şahin, Sennur; Eti Aslan, Fatma; Bahçeşehir Üniversitesi; İstanbul Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiAmaç: Bu sistematik derlemede, hastaların ameliyat sonrası ağrı yönetimine ilişkin hemşirelik uygulamalarından memnuniyetdüzeylerini incelemek amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntem: Konuyla ilgili Science Direct, Türk Medline, Psychinfo, Ovid, Prequest, Google Scholar ve Ulakbim Türk TıpDizini veritabanlarından 2005-2015 tarihleri arasında yayınlanmış çalışmalar incelenmiş ve alınma kriterlerine uyan 5 çalışmainceleme kapsamına alınmıştır. Çalışma kapsamına alınan makalelerin metodolojik kaliteleri Türkçe Joanna Briggs EnstitüsüMAStARI Kritik Değerlendirme aracı ile yapılmıştır. Veriler bu çalışma için geliştirilen standart bir veri özetleme formu kullanılaraközetlenmiş ve değerlendirilmiştir.Bulgular: Sistematik derleme kapsamına alınmış çalışmaların örneklem grubunu künt ve penetran travma geçirerek acil ünitesinealınmış hastalar (n=418), total diz protezi takılmış ortopedi ünitesinde yatan hastalar (n=120), batın ve göğüs bölgelerinden çeşitlinedenlerle opere edilmiş hastalar (n=559), kalp ameliyatı geçirmiş hastalar (n=52)oluşturmaktadır. Çalışmalarda en yüksek ağrı puanı7.20±1.95 (min-max: 0-10) olup, en yüksek memnuniyet düzeyi %100 olarak belirlenmiştir. Tüm çalışmalarda ameliyat sonrası ağrıyönetiminde sıklıkla farmakolojik yöntemlerin kullanıldığı ve hemşireler tarafından özellikle ilaç dışı uygulamaların ağrı yönetimindeyeterince kullanılmadığı, buna rağmen, hastaların memnuniyet düzeyinin çoğunlukla yüksek olduğu belirlenmiştir.Sonuç: Bu sistematik derlemede, son on yıldır ameliyat sonrası ağrı yönetimi için yapılan hemşirelik uygulamalarından hastamemnuniyetinin yüksek düzeyde olduğu ve ağrı yönetiminde önerilen ilaç dışı hemşirelik uygulamalarının yetersiz olduğunugösteren bilimsel kanıtlara ulaşılmıştır.Publication Open Access Tip 1 Diyabetli Çocuk ve Adölesanların Beslenme Durumlarının Belirlenmesi ve Beslenme Örüntülerinin Metabolik Profilleri ile İlişkisinin Saptanması(2018) Eliuz Tipici, Beyza; Bundak, Rüveyde; Koç, Bilge; Baş, Murat; İstanbul Üniversitesi; Girne Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; Acıbadem Mehmet Ali Aydınlar ÜniversitesiAmaç: Tip 1 diyabetli çocuk ve adölesanlarda glisemik kontrolün sağlanmasında ve diyabetinkomplikasyonlarından korunmada yeterli ve dengeli beslenme tedavinin önemli parçasıdır. Bu çalışma,Tip 1 diyabetli çocuk ve adölesanların besin ve besin ögeleri tüketim durumlarını belirlemek ve besinögelerinin, glikolize hemoglobin (HbA1c) düzeylerine ve diğer biyokimyasal bulgulara etkilerini araştırmaktır. Gereç ve Yöntemler: Çalışmaya yaş aralığı 2-19 yıl olan 18’i erkek, 34’ü kız toplam 52 çocukve adölesan alınmıştır. Çocuk ve adölesanların ağırlık ve boy uzunlukları ölçülmüş, beden kitle indeksleri (BKİ) hesaplanmıştır. Çocuk ve adölesanların demografik özellikleri, kolesterol düzeyleri veHbA1c düzeyleri elde edilmiş ve alt grup analizleri yapılmıştır. Bulgular: Çocuk ve adölesanların%37.7’sinin BKİ düzeylerine göre 25-75. persentillerde olduğu belirlenmiştir. Çocuk ve adölesanlarHbA1c düzeylerine göre 3 gruba ayrılmıştır, %7,5’in altı iyi, %7,5-9 arası orta ve %9’dan fazla olanlarise kötü kan şekeri kontrollü değerlendirilmiştir. Çocuk ve adölesanların %40,4’ünün kötü glisemikkontrollü olduğu belirlenmiştir. Tip 1 diyabetli çocuk ve adölesanların karbonhidrat, protein ve yağalımlarının günlük aldıkları enerjiye oranları sırasıyla %46, %17, %37 idi. Yağ dışındaki makrobesinögelerinin AMDR (Makrobesin Ögelerinin Referans Alım Aralığı) aralıklarında olduğu belirlenmiştir.Çocuk ve adölesanların %71,2’sinin A vitamini, %86,5’inin E vitamini, %76,9’unun folat, %32’sinin Cvitamini, %100’ünün potasyum, %84,6’sının posa alımları önerilen düzeylerin altında kalmıştır. HbA1cdüzeylerine göre enerji, karbonhidrat, protein ve yağ alım ortalamalarının istatistiksel olarak anlamlı farklılık göstermediği belirlenmiştir. Sonuç: Diyabetli çocuk ve adölesanlarda yeterli ve dengeli beslenme metabolik kontrolün sağlanmasında önemlidir. Metabolik kontrolün sağlanmasında besin ve besin ögelerininönerilen alım düzeylerinde alınması gerekmektedir. Besin ögelerinin yetersiz alımının uzun dönemli metabolik sonuçları göz önünde bulundurulmalı ve yeterli alımın olup olmadığı düzenli takip edilmelidir.Publication Open Access İnce bağırsak obstrüksiyonlu hastaların tanısında bilgisayarlı tomografi bulgularının rolü(2018) Öz, İbrahim İlker; Tosun, Alptekin; Demir, Mustafa Kemal; Şerifoğlu, İsmail; Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi; Giresun Üniversitesi; Bahçeşehir Üniversitesi; T.C. Sağlık BakanlığıAmaç: Bu prospektif araştırmanın amacı, ince barsak tıkanıklığı (İBT) değerlendirilmesinde bilgisayarlı tomografi (BT) bulgularının prognostik değerini araştırmaktır. Hastalar ve Yöntem: Akut karın ağrısı olan ve İBT araştırılmasında BT çekilen altmış hasta çalışmamıza dahil edildi. Bunlardan, 47 hasta (26 erkek, 21 kadın ve ortalama yaş, 60) nın sonuçları değerlendirildi. BT değerlendirme parametreleri olarak: mezenterik kirlenme, geçiş zonu, feces işareti, intramural hava ve intraperitoneal serbest sıvı kullanıldı. Bulgular: Mezenterik kirlenme, geçiş zonu ve intramural hava BT bulguları ile İBT tanısı arasında istatistiksel anlamlı ilişki bulundu (p<0.05). Bu BT bulguları İBT tanısında yüksek sensitivite ve pozitif prediktif değere (PPD) sahiptir. Mezenterik kirlenme, geçiş zonu ve intramural hava bulgularının kombinasyonu ile İBT tanısı arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptandı (p<0.05). İnce barsak feces bulgusu ile intraperitoneal serbest sıvı bulgusunun İBT tanısı ile arasında istatistiksel anlamlı bir ilişki saptanmadı (p>0.05). Üç veya daha fazla BT bulgusunun beraber bulunması durumunda İBT tanısında istatistiksel anlamlı değeri olduğu saptandı (p<0.05). Sonuç: Mezenterik kirlenme ve geçiş zonu bulguları İBT tanısında en yüksek sensitivite ve PPD sahiptir. Mezenterik kirlenme, geçiş zonu ve intramural hava bulgularının kombinasyonu ile üç veya daha fazla BT bulgusunun beraber bulunması durumunda İBT tanısında spesifite belirgin oranda artmaktadır.Publication Open Access Quality of life evaluation study for caregivers of patients undergoing enteral tube feeding at home(2019) Bülbüloğlu, Semra; Sarıtaş, Serdar; Bahçeşehir Üniversitesi; İnönü ÜniversitesiAbstractAim: Care burden in patients undergoing enteral tube feeding at home reduces the quality of life their caregivers. Quality of life for caregiver, an integral part of a good homecare, has not been adequate researched with regard to quantity and attribution.Material and Methods: A quantitative sample was created totally 95 primary caregivers of patients undergoing more than one year enteral tube feeding. Quality of life measurement was done with Rolls Royce Quality of Life Scale. The data was evaluated Kruskal-Wallis test and t-test.Results: In this study was determined that demographic data have 81% were female, 22% illiterate. 96% caregivers lived together in the same home with the patient, 64% have children. The data significant lowness all the quality of life dimensions, also mean ± standard deviation was defined as 102.05±23.49(min 42, max 170).Conclusion: It was obtained evidence relating to caregivers of patients undergoing enteral tube feeding at home have low quality of life.Publication Open Access HASTA EMNİYET TUTUMLARI VE HATA YÖNETİMİ İKLİMİ İLE ALGILANAN LİDERLİK TARZLARI ETKİLEŞİMİ: SAĞLIK ÇALIŞANLARI ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA(2019) Serger, İrem; Aktaş, Hakkı; Bahçeşehir Üniversitesi; İstanbul ÜniversitesiBu çalışmada sağlık çalışanlarının hasta emniyetine ilişkin tutumları ile örgütte algılanan hatayönetim iklimi ve liderlik tarzının etkileşimi tanımlayıcı ve ilişkisel modellerle incelenmiştir.Tanımlayıcı araştırma modelinde, örnekleme ait tanımlayıcı demografik bulgular sunulmuştur.İstanbul’da özel bir hastane zincirinde, 258 sağlık çalışanı üzerinde araştırma gerçekleştirilmiştir.İlişkisel model kapsamında değişkenler arasındaki ilişki korelâsyon analizleri ile etkileşim ise regresyonanalizleri vasıtasıyla yorumlanmıştır. Elde edilen bulgulara göre, örgütte algılanan hata yönetimi iklimive algılanan etkileşimsel liderlik tarzı ile sağlık çalışanlarının hasta emniyetine ilişkin tutumları arasındaanlamlı ilişkiler olduğunu göstermiştir.Publication Open Access Tip 1 Diyabet, Egzersiz ve Beslenme(2019) Ergün, Can; Kenger, Emre Batuhan; Bahçeşehir Üniversitesi; Bahçeşehir ÜniversitesiDiyabetli bireylerin tedavisinde tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz, yaşam tarzı değişikliklerinin temelini oluşturmaktadır. Egzersizin olası komplikasyonlarının önlenmesi için egzersiz öncesi, sırası ve sonrasında egzersizin tipi, süresi ve yoğunluğuna göre beslenme planının yapılmasıgerekmektedir. Egzersiz, fiziksel uygunluğu artırmak için yapılandırılmış ve tasarlanmış daha spesifik bir fiziksel aktivite şeklidir. Egzersizin kan şekeri kontrolünü iyileştirdiği, kardiyovaskülerrisk faktörlerini azalttığı, kilo kaybına katkıda bulunduğu ve kişilerin daha iyi hissetmesini sağladığı gösterilmiştir. Tip 1 diyabetli kişiler tarafından yapılan çeşitli egzersiz türlerine metabolik venöroendokrin tepkilerinin anlaşılması, uygun beslenme ve insülin yönetimi stratejilerinin belirlenmesi için gereklidir. Tip 1 diyabette, egzersize verilen glisemik cevaplar, insülinin uygulandığıyer, dolaşımdaki insülin miktarı, egzersiz öncesi kan glukoz konsantrasyonu, son öğün veya atıştırmanın bileşimi ve yoğunluğu ile faaliyetin süresi ile ilişkilidir. Egzersiz sırasında dolaşımdakiartan insülin konsantrasyonları, hepatik glukoz üretimine göre artan glukoz atılımını teşvik eder velipolizi geciktirebilir. Kasların bir yakıt olarak glukoza bağımlılığını artırmaktadır. Hipoglisemiçoğu hastada aerobik egzersize başladıktan yaklaşık 45 dk içerisinde gelişmektedir. Tip 1 diyabetlihem antrenmanlı hem de antrenmansız bireylerin, aerobik egzersize başlamadan önce karbonhidrat alımını arttırmaları veya insülin dozunu azaltmaları veya her ikisini de uygulamaları gerekmektedir. Diyabetli birçok birey için, tedavi planının en zor olan kısmı ne yiyeceğini belirlemek vebir yemek planını takip etmektir. Beslenme tedavisinin genel diyabet yönetiminde ayrılmaz birrolü vardır ve diyabetli her birey, kişiselleştirilmiş bir beslenme planının iş birliğine dayalı gelişimide dâhil olmak üzere sağlık ekibiyle birlikte eğitim, öz yönetim ve tedavi planlaması ile aktif olarak ilgilenmelidir.
